Burada hayat var!
Afyonkarahisar denildiğinde ilk aklan gelenler kaymak ya da sucuktur. Oysa meraları, temiz havası, açık hava müzesi görünümündeki doğası, zengin tarihi, mermer ocakları, kalesi, maden sodası, kaymağı, vişneli ekmek kadayıfı ve tabii insana hayat veren kaplıcaları var. Yani burada hayat var!
Afyonkarahisar doğadan torpilli. Son olarak bir de Cumhurbaşkanı çıkaran Afyonkarahisar'a şöyle bir bakacak olursanız yok yok! Sıkılmazsanız sayayım. İlk akla gelen sucuk. Çünkü etrafta mera çok, hava temiz, etler leziz, sucuklar da öyle. İşi biliyorlar. Kentin çevresinde ise doğa adeta açıkhava müzesi... Mermer ocakları da var. İnanılmaz renkte, güzellikte damarlara sahip mermerler dilim dilim kesilmiş, pahalı banyoları süslemeye hazırlanıyorlar.
Ya Afyon çiçekleri... Kaymak onda, keçe onda, vişneli ekmek kadayıfı onda. Tepede kalesi var, maden sodası, kaplıcası... Afyonkarahisar evleri, Ulu camisi, müzesi, zafer anıtı, lokumu... Ulu önder Atatürk Afyonkarahisar'ın ilçeleri Şuhut ve Bolvodin'de çalışıp, bugün Antalya kavşağı olarak bilinen yerde Başkomutan Milli Parkı'nda hareket emrini vermiş: "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz" demiş. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, peri bacaları, mağaralar, kaya kütle şekiller ve akıllara durgunluk verecek oluşumlar burada da var. Niye Ürgüp, Göreme gibi tanınmıyor? Çünkü bilinmiyor, çünkü yolu bozuk, her otomobil gidemiyor. 4x4 yolu.
Aslanlıkaya, Aslantaş ve İhsaniye'den biraz ilerdeki Üçler kayası, dudak uçuklatır cinsten. Neden daha önce gelmemişim, yazıklar olsun bana diye dövündüm. Köyde gençler var ve kahvede turist görünce "Gezdirelim mi?" diye soruyorlar. Orhan Tepe'nin rehberliğinde yola çıktık. O kanıksamış, kayaları görünce "Bizim burada bunlardan çok var..." deyip geçiyor. Oysa ben dağ-tepe dolaşıp yıllardır Türkiye'nin ilginç kaya yapısı envanterini çıkarıyorum. Ayazini köyünü sonra gezeceğiz, önce hedef Gazlıgöl kaplıcası diyerek yola çıktım. Çocuk sahibi olmak için adakta bulunan, çocuğu olunca kurban kesermiş. Koltuk değneklerini atıp yürüyerek giden, yılan gibi deri değiştirip tertemiz bir ciltle dönenlerin çok olduğunu söylüyorlar. Köyün ortasında bir şadırvan var. Bir çeşmesi soğuk, diğeri sıcak akıyor, suyu içiliyor. Bildiğimiz Kızılay sodasının sıcağını düşünün, böbrek taşlarına iyi geliyor. Özellikle de taşları şua tedavisi ile kırdırıp dökmeye gelenler, fayda görüyor. Etrafta çeşitli havuzlar, bir restoran, Ali Baba'nın mütevazı lokantası, bir de pideci var. Otele yerleştim. Tok karnına havuza girilmez derler. Bir çoban salata bir yoğurt yiyip, attım kendimi suya. Tüm gün süren şoför yorgunluğunu anında aldı götürdü. Mağmadan ısınıp gelen iyonlu, mineralli sıcak su dolaşımı, ****bolizmayı canlandırdı. Bu suda hayat var!
Tarihçesi
Efsaneye göre Kral Midas'ın tüm yalvarış ve yakarışlarının sonunda, bir kız çocuğu olmuş. Ne var ki, genç kızlık döneminde tüm vücudunu yaralar sarmış ve hiçbir hekimin iyileştiremediği hastalık yüzünden ağrılara, acılara dayanamayıp yollara düşmüş, dağ tepe dolaşır olmuş. Kral Midas da biricik kızını kollamaları için, peşine gözcüler yollamış. Afyonkarahisar il sınırları içinde şimdi Gazlıgöl'ün bulunduğu yeşillik bölümde su içmek için duran genç kız, yaz aylarının sıcağının etkisiyle, bataklığa aldırmadan koşmuş. Suyu kana kana içmiş ve kendini çamurlu suya bırakmış. Ağrıları hafiflemiş ve günlerin yorgunluğu ile oracıkta uyuyakalmış. Uyandığında ise ağrı ve sızılarının yok olduğunu fark etmiş. O suyun yanında bir hafta kalmış ve iyileşerek saraya geri dönmüş. Kızını merak edip gece gündüz yas tutan Kral Midas, iyileşen kızını tekrar görünce çok sevinmiş ve iyileştiren hekimin adını söylemesini, onu hekimbaşı yapacağını söylemiş. Genç kız kendisini iyileştirenin hekim değil, sıcak su olduğunu söyleyince, Kral Midas sıcak suyun bulunduğu yere bir hamam yapılmasını emretmiş. Bu kaplıcanın, Frigyalılar zamanından bu yana kullanıldığı belirtiliyor.
Kimyasal sınıflandırması bikarbonat, sodyum, karbondioksit ve hidrojen sülfürü olarak yapılan Gazlıgöl kaplıca suyunun içinde; klorür, iyodür, bromür, florür, sülfat, nitrat, nitrit, hidrofosfat, karbonat, bikarbonat ve hidroarsenat gibi iyonlarla, gazlar bulunuyor. Kaplıcanın sıcaklığı ise 64 derece.
Şifa özellikleri
Gazlıgöl kaplıcasında içme ve banyo tedavilerinden başka, suyun bulunduğu kapalı ortamlarda oluşan nemli ve buharlı havayı solumak da tedavi edici özellik taşıyor. Genellikle romatizmal hastalıklar, dolaşım sistemi sendromları adı altında, karaciğer, safrakesesi, mide, bağırsak ağrıları, nevralji, nevrit, saboreik deri hastalıklarında etkili olan kaplıca suyu, kür uygulandığında fayda sağlıyor. Kaplıcada beş adet umumi havuzlu hamam bulunuyor. Biri tarihi ve şifalı içme suyu, diğeri cilt hamamı olarak özel kaynak suyuna sahip. Kalan üç hamamda ise sondaj suyu ve içilebilir şifalı su bulunuyor.
Kaplıcadan yararlanmanın 10 altın kuralı:
1- Kaplıca tedavisi öncesi doktor kontrolü yapılmalı.
2- Kaplıca kürü en az 15, en çok 20 banyo olmalı.
3- Günde sadece bir banyo alınmalı.
4- Banyo suyunun ısısı 37-38 dereceyi geçmemeli.
5- Banyoda kalış süresi 15 dakikayı aşmamalı.
6- Banyo sonrasında 45 dakika yatıp dinlenilmeli.
7- Tok karnına banyoya girilmemeli ve en uygun zaman olan sabah tercih edilmeli.
8- Kaplıca kürü süresince ağır, etli, hamur ve yağlı yememeli. Bol meyve, taze sebze, ızgara, haşlama ve az yağlı yemeli.
9- Kaplıca dışındaki zamanlarda yürüyüş ve egzersiz yapılmalı.
10- En iyi program doktorun tavsiyesini uygulamak olmalı.
Not: Sağlık amaçlı gelenlere, tedavinin etkisini azaltmamak için suyun vücudun üzerinde kalması öneriliyor. Bu nedenle fazla sabunlanmaması tavsiye ediliyor. M.Ö. 3000 yılından günümüze kadar 5000 yıldır yerleşim merkezi olan Gazlıgöl kaplıcası, asıl önemini M.Ö. 7. ve 6. yüzyıllarda Frigler zamanında Frig kralı Midas'ın cilt hastalığına yakalanan kızının iyileşmesiyle kazanmış. Kaplıcanın 10 km doğusunda Ayazini, Bayramaliler, Demirli, Üçlerkayası köyleri ile Döğer Belediyesi'nin bulunduğu kesimlerdeki doğal kaya oluşumlar hayranlık uyandırıyor. Kaya kütleleri üzerinde eşi benzeri görülmeyen Frig dönemi tanrıça figürleri Aslankaya, Kapıkaya, Maltaş açık hava kaya tapınakları, Aslantaş ve Yılantaş kaya mezarları ilgi çekiyor.
Ayazini
Afyonkarahisar'dan 28 km uzaklıkta Eskişehir devlet karayolundan 4 km kadar doğuda dere yatağının iki yanında yer alan bir kasaba Ayazini. Bölge jeolojik yapı olarak tüf kayalık. Yani yanardağ lavlarından oluşmuş yüzey aşınımıyla, kumlu, mikalı toprak araziyi kaplamış. Seydiler köyünden başlayıp, Döğer bucağına kadar uzanan bu doğal kuşak, Peri Bacaları ile kaplanmış. Hititler'den günümüze gelen tarih birikimi, Ayazini köyünde görülebiliyor. Roma, Bizans dönemlerinde Metropolis (Büyük şehir) adını alan dini merkezde, kaya oluşumları içinde oyularak yapılmış büyük kilise, mezar odaları ve kaleye rastlanıyor. Birbirine bağlantılı çok katlı kaya oyma yapılara en güzel örnek, Ayazini köyü içinde yer alan "Avdalaz Kalesi".
Oyma kilise
Ayazini stilinde muntazam planlı oldukça büyük ölçekli oyma kilisede, hamam tipinde ve yıkılmış 6 direk var. Kemer biçimli kilisenin planını çıkaran Amerikalı arkeologlar bir yana, ziyaretçiler de köyü sık sık geziyorlar. Aydınlatma amacıyla kullanılan meşalelerin isiyle simsiyah bir görünüm sergileyen tavan kubbeleri ve kemerlerde, haç kabartma ve yazılara rastlanıyor. Dünyada örneğine sadece Konya, Mersin ve Ayazini'nde rastlanan kilisenin ses akustiği ise tek kelimeyle muhteşem. Ayazini köyünde kaya oyma mezar odaları ve kaya kütleleri ilgi çekerken, son 3 yıldır 21 Mayıs tarihinde Ayazini turizm şenlikleri yapılıyor ve büyük ilgi görüyor.
NASIL GİDİLİR? İstanbul'dan çıkanlar otoyol ile Adapazarı'nın Bilecik ayrımını kullanarak Bilecik'e, sonra da trafik yükünü kaldırmakta zorluk çeken Bilecik-Bozüyük bölümünü geçip Kütahya çevreyolundan Afyonkarahisar'a ulaşabilirler. Afyonkarahisar kavşağından kent merkezi girişinde, sağınızda Kolaylı Elf akaryakıt istasyonu ve marketi var. İstanbul'dan doldurduğunuz depoyu, bu bölümde yinelemek gerekiyor. Kent merkezinden Seyitgazi-Eskişehir karayolunun 25. km'sinde Gazlıgöl yer alıyor. Tren yolunu atlayıp kaplıcaya ulaşabilirsiniz. Devamında İhsaniye ve Üçkayalar köyü bulunuyor. Ancak tabela yok ve kaya kütleleri isimlendirilmemiş. Döğer yolu üzerinde Aslankaya görülüyor. Eskişehir yoluna Gazlıgöl'den dönüp çıkanlar, bu kez karşı yönde 4 km içeri girip, Ayazini'ne ulaşıyorlar. Ayazini içi asfalt, Avdalas Kalesi yolu ile ulaşım sağlanıyor. Yine aynı yola çıkıp Eskişehir yönünde ilerlerken, solda Göyniş Vadisi (Frigya vadisi) tabelası ile karşılaşacaksınız. Aslantaş anıtı, Yılantaş anıtı ve Maltaş anıtı, 2'şer km uzaklıkta yerlerini alıyorlar. Bozuk olan yol asfaltlanmış. İstanbul'dan trenle 7 ekspres sefer var. İstasyon Gazlıgöl'ün önünde olduğu için 10 adımda kaplıcaya ulaşabiliyorsunuz.
NE YENİR? Afyonkarahisar'dan geçip de sucuk almamak olmaz. İlk akla gelen marka ise Cumhuriyet sucukları. Eğer dönüşte almayı düşünüyorsanız, Antalya kavşağındaki Cumhuriyet Tesisleri'nde mola verip sucuklu yumurta sipariş edin. Domates, biber ilaveli ve tadı leziz. Üzerine de vişneli, kayısılı, şeftalili ya da sade, manda sütünden yapılmış kaymaklı ekmek kadayıfı yiyebilirsiniz. Cumhuriyet Tesisleri'nin Basın Halkla İlişkiler Müdürü Semra Çelikaslan, dededen kalma meslek dalı sucuk için yurdun her yerinden sipariş aldıklarını söylüyor. Afyon'a özgü bir tatlı türü olan vişneli ekmek kadayıfının hediyelik olarak götürüldüğünü ve ünlü Afyonkarahisar kaymağının Akçin köyünden alındığını belirtiyor. Afyonkarahisar İkbal Lokantası tencere yemekleri ile ünlü. Gazlıgöl kaplıcalarının villalarında ise barbekülü balkonlar, mutfakta buzdolabı ve her türlü eşya mevcut.
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
NEREDE KALINIR? Gazlıgöl kaplıcası, Afyonkarahisar Belediyesi'nin işletmesi olan ve yıl boyu açık 9 villadan oluşuyor. Birinci katta koca bir havuz var. Sıcak ve soğuk suyun karıştığı bu havuz 40 dakikada doluyor. Tavana kadar mermer olan bu katta ayrıca televizyonlu bir dinlenme odası, mutfak, wc ve saç kurutma bölümü yer alıyor. İkinci katta kaloriferli, balkonlu, wc'li kapıları çam doğrama oldukça şık odalar bulunuyor. Rezervasyon 1 Ocak'ta başlıyor. Yüzde 50'si peşin alınan villanın günlük kira ödeniyor. Havuzu istediğiniz gibi termal suyla doldurabilirsiniz. Ancak su bekleyince özelliğini kaybediyor ve boşaltıp yeniden doldurmanız gerekiyor. Steril ortam huzur veriyor ve yararını görenlerin sayısı çok olduğundan yer bulmak zor. Aşağıdaki telefon ve fakstan Hasan Kaptan'la bağlantı kurabilirsiniz. Tel: (0-272) 273 61 31 Faks: (0-272) 273 63 87
Gazlıgöl Belediyesi Termal Oteli'nde, termal sulu küveti olan, televizyonlu, buzdolaplı ve kaloriferli iki yataklı odalar bulunuyor. Banyosuz iki yataklı odalar diğer seçenekler arasında.
Dışardan havuza giriş içinse ücretli. Tel: (0-272) 273 65 50
Bir başka konaklama seçeneği de Otel Akif. Duşlu, wc'li ve mutfağında buzdolabı da olan odaların yatak fiyatı ödeniyor.
Ancak termal kaplıca suyu için havuza dışardan giriş gerekiyor.
Tel: (0-272) 273 60 32 Yeni hizmete giren otellerden bir başkası ise Midas Thermal Hotel Tel: (0-272) 273 61 00
Likya'nın önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik Döneme ait kentler ve tarihsel degerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdeniz'in derinlerde yarattığı heyecanlari doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu 'kano turları', ekolojik uyumun keşfedildiği 'doğa yürüyüşleri'; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz rengli suların manzarasına süzülen 'yamaç paraşütü'; Akdeniz'de değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak 'Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaş'ın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm merkezleri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm merkezlerinden oluşan renkli yelpazesi' ile düşsel bir mekandır.
Kaş
Tarihçe
Arkeolojik buluntularla kanıtlanan Habesos adı, antik kentin en eski adıdır. Antik kent tarihte Antiphellos ismi ile anılmıştır. Karia ve Likya Bölgeleri arasındaki bağlantıyı sağlayan yolların kesişme noktasında bulunan Antiphellos, aynı zamanda bir ticaret limanıdır. Makedonya Kralı Büyük Iskender'in, Anadolu seferi sırasında, Kralliğın egemenliği altına girmiştir. İskender'in genç yaşta ölümünden sonra bölge, Seleukoslar'la Ptolemaioslar arasında el değiştirmiştir.
Antik kent, Roma Dönemi'nde önem kazanmış ve Bizans Dönemi'nde Piskoposluk merkezi olmuştur. Bu dönemde Arap akınlarına uğramış daha sonra Anadolu Selçuklu topraklarına katılarak Andifli adını almıştır. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasını takiben Tekeoğulları Beyliği yönetimi ele geçirmiş ve Osmanlı Devleti ilçeyi Yıldırım Bayazıt zamanında topraklarına katmıştır.
İklim
Akdeniz bölgesinin iklim özelliklerini sergileyen Kaş'ta yazlar sıcak ve kurak geçer. Kış mevsimi ılımandır.
Ulaşım
Karayolu: Kaş'a Fethiye üzerinden ya da Kaş'a Antalya'dan, Kemer, Kumluca, Finike ve Demre üzerinden gidilebilir. Ankara yönünden Kaş'a gelinirken Bucak ilçesini geçtikten sonra Korkuteli ayrımından dönüp Elmalı-Gömbe üzerinden gidildiğinde yol Antalya sahil yoluna göre 100 km daha kısalmaktadır. Otogar Tel: (+90-242) 331 12 50 (6 Hat) Havayolu: Kaş, Antalya Havaalanına 192 km. ve Dalaman Havaalanına 160 km. mesafededir. Hava Limanı Tel: (+90-242) 330 30 30 - 330 36 00 - 792 52 91
Gezilecek Yerler
Gömbe
Kaş'a 60 km. mesafede, Elmalı yolu üzerinde bulunur. Yol boyunca çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı ormanlar adeta köyleri gizlemeye çalışır görünümdedirler. Gömbe, soguk suları ve elma bahçeleriyle ünlü bir yayladır. Turistik amaçlı hizmet veren konaklama merkezleri, yöreye ait kokulu otlardan hazırlanan geleneksel yemeklerin lezzeti , tabiatla bütünleşmenize yardımcı olacaktır. Bölgenin en yüksek dağı Akdağ (3024 metre) buradadır. Yeşilgöl ve Uçarsu, yaz sıcağından kaçmak, doga yürüyüşü yapmak isteyenler için serin ve temiz havası ile ideal yerlerdir. Yöre, dağlardan toplanan kar ile yapılan dondurması ve kar şerbetiyle ünlüdür.
Kalkan (Kalamaki)
Kaş'a bağlı belde olan Kalkan, Kaş'a 25 km. uzaklıktadır. Görülmeye değer bir koyun kıyısına kurulmuştur. Otelleri, pansiyonları, restoranları ve alişveriş mekanları ile her yıl binlerce turist çekmektedir. Kalkan' ın mimari yapısı ve kent dokusu fazla bozulmamıştır. Yat limanı, uğrayan teknelerin her türlü ihtiyacını karşılamaktadır. Çok sayıda güvercini barındırması nedeniyle Güvercinlik Deniz Mağarası olarak anılan mağara, Kalkan' a 2 km. mesafededir ve magaraya teknelerle gidilebilir.
Saklıkent
Kaş'a 60 km. mesafededir. Bir doğa harıkası olan Saklıkent Kanyonuna, ahşap 100 metre uzunluktaki bir köprüden geçilerek ulaşılır. Kanyonda hizmet veren lokanta ve alabalık çiftlikleri bulunur. Kanyonun uzunluğu 18 km. kadar olup, 6 kilometresi yürüyüş yapmak için çok uygundur. Yaz sıcağından kaçmak, serin sularda yüzmek ve ulu çınar agaçlarının altında dinlenmek isteyenler için ideal bir yerdir.
Antiphellos Antik Kenti
Antik kentten günümüze ulaşan eserlerin başında şehrin kuzeyinde kayalara oyulmuş mezarlar ile dört bir tarafa serpilmiş Likya lahitleri gelir. Lahitlerin en görkemlisi, bugün Uzunçarşı Caddesi'nde bulunan ve halk arasında Kral Mezarı olarak adlandırılan Likya Yazıtlı Anıt Mezar'dır (M.Ö.4.yy.).
Antiphellos'da bulunan önemli eserlerden bir tanesi de Kaş Antik Tiyatrosu' dur (M.Ö.1.yy). 4 bin kişilik seyirci kapasitesine sahip olan yapı M.S.2. yüzyılda onarım görmüştür. 26 basamaktan oluşan tiyatronun sahnesi yoktur ve yapının en önemli özelliği Anadolu'daki denize cepheli tek tiyatro oluşudur. Tiyatronun kuzey-doğusunda Akdam olarak adlandırılan dor tipinde M.Ö. IV. yüzyila ait ev tipi bir mezar vardır. Yapı, dogal kaya kesilerek yapılmıştır. 3.5 metre yüksekliğindedir ve içerisinde elele tutuşarak dans eden 24 kiz figürü bulunmaktadır. Hastane Caddesi üzerinde, dış yüzü muntazam kesme taş kullanılarak yapılmış olan Tapınak bulunur. Yapının temel taşlarının Roma Dönemi'nden kaldığı tespit edilmiştir.
Patara (Ovagelemiş) Antik Kenti
Kaş'a 41 km. mesafededir. Antik kent, limanın doğu yakasında geniş bir alana yayılmış durumdadır. Kent ve limanı, yaklaşık 3 km. uzunlugundakı vadinin girişindedir. Patara Limanı, Xanthos (Eşen) Çayı'nın getirdiği alüvyonlarla dolunca bugünkü görünümünü almıştır. Kentin adından ilk kez Herodotos söz eder. Rivayete göre Patara, kentin kurucusu, Superisi Lykia ile Apollon'un doğduğu yerdir. Şimdilik şehrin tarihi M.Ö. VI. ve V. yüzyıla kadar çıkarılmaktadır. Şehir Bizans Dönemi'nde de önemli bir konum edinmiştir. Zira 'Noel Baba' olarak adlandırılan Saint-Nicholas Patara'lıdır. Hz.Isa'nın havarilerinden Saint Paul, Roma'ya gitmek için Patara'dan gemiye binmiştir ve Patara, Erken Hiristiyanlık Dönemi'nde Piskoposluk merkezi olmuştur.
Patara'ya girilirken yol üzerinde Likya tipi Roma Devri mezar anıtları görülür. Girişte üçgözlü Zafer Takı, sular altında kalmış üç nefli Liman Kilisesi ve Hurmalık Hamamının kalıntıları vardır. Bunun 100 m. ilerisinde son kazılarda Likya şehirleri arasındaki mesafeyi gösteren yol kılavuzu bulunmuştur. Klavuz, Dünya karayollarının en eski ve en kapsamlı yol levhasıdır. Antik kentte yer alan Vespasianus Hamamı M.S. 69-79 yılında inşa edilmiştir. Hamamın yanındaki patika izlenirse, Patara' nin mermer döşeli ana caddesine ulaşılır. Caddenin ilerisinde Bizans Kalesi'nin geniş duvarları ile karşılaşılır. Bu kalenin doğusunda Korint Tapınağı ve baıi ucunda Bizans Kilisesi yer alır. Patara Tiyatrosu (M.Ö.2.yy.) bir yamacın eteğine kurulmuştur ve tahmini 10.000 kişiliktir. Tiyatronun kumla kaplı olan bölümleri temizlenmiş ve yapı ortaya çıkarılmıştır. Patara antik kentinde yapılan arkeolojik kazı çalışmaları devam etmektedir. Patara Plaji, 18 km. uzunluğu (en dar 280m. en geniş bölümü 1500 m. ulaşan ölçümü) ile Türkiye'nin en uzun kumsalına sahip plajıdır. Çevre Bakanlığınca 'Özel Çevre Koruma Bölgesi' ilan edilen Patara plajı, Caretta-Caretta deniz kaplumbağalarının üreme alanıdır. Bölgede, Caretta-Caretta' ların üreme dönemlerinde kaplumbağaların ekolojik ortamlarının devamı için, koruma tedbirleri titizlikle uygulanmaktadır. Turistik bir yöre olan Patara' da çok sayıda konaklama tesisleri, otel, motel, pansiyon, alişveriş merkezleri ve leziz yöresel yemeklerin yapıldığı restoranlar bulunmaktadır. Ayrıca seracılık da büyük gelişim kaydetmiştir.
Xanthos Antik Kenti
Kaş'a 45 km. mesafede Kinik beldesindedir. Eşen Çayı'nın doğu kıyısında kurulmuş, Likya Birliği'nin başkentidir. Kentin akropolisinden elde edilen yüzey buluntuları yerleşme tarihinin M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzandığını ortaya koyar. Antik kentteki ilk araştırmalar 1838'de Ingiliz Charles Fellows tarafından yapılmıştır ve ne yazık ki görkemli mezar anıtları, Nereidler Anıtı, Harpyler Anıtı, Payave lahdi, Aslanlı Mezar, British Museum'a kaçırılmıştır. Kent surları Roma ve Bizans Dönemleri'nde onarılarak çeşitli ilavelerle güçlendirilmiştir. Güneyde, M.Ö. 2. yüzyıla ait kapı yer alır. Bu kapının arkasında Imparator Vespasianus'a ait dor düzenli Zafer Kemeri görülür. Güneybatıda kentin ilk kurulduğu yer olan Likya Akropolisi vardır. Artemis'e ait olduğu düşünülen bir tapınağın kalıntıları ile bir Bizans Kilisesi akropoliste bulunur. Kuzeydeki Roma Akropolisinde ise görkemli bir manastır dikkati çeker. Tiyatro, Roma Dönemi'ne aittir ve 2. yüzyıla tarihlendirilir.
Felen Yaylası (Phellos)
Kaş'a 12 km. mesafede Felen Yaylası üzerinde, çevreye hakim tepelerde kurulmuştur. Phellos M.Ö. IV. yüzyılda oldukça önemli bir kentti. Antiphellos şehri, Phellos'un limanı idi. Phellos şehrinin etrafııi çevreleyen surlardan bir bölümü hala ayaktadır. Kentte yer alan rölyeflerle bezeli bir lahit, M.Ö. IV. yüzyıla ait diğer lahitler ve ev tipinde kayadan kesilmiş mezarlar kenti çevreler.
Belenli (İsinda)
Kaş'tan 13 km. mesafede Belenli Köyünün hemen yakınındaki tepe üzerinde kurulmuştur. İsinda küçük bir Likya şehridir ve etrafı surlarla çevrilidir. Kentte yer alan akropolün ortasında Likya yazıtlı iki ev tipi mezar ilgi çekicidir. Ayrıca birçok kaya mezarı ile Roma Devri'ne ait Likya tipi lahitler günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Bezirgan (Pirha)
Önemli bir yayla köyüdür. Pirha kalıntılarına köyden 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılır. Antik kent denizden 850 metre yüksekte kurulmuştur. Kaya mezarları çoktur ve yönleri denize doğrudur. Lahitler ise dağınık bir şekilde sıralanmıştır. Birçok heykel ve rölyef bulunmuş olup, Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.
Sütlegen (Nisa)
Kaş'a 60 km. mesafededir. Önemli bir yayla köyüdür. Ören yeri, köyden 15 dakika mesafededir. Şehrin Likçe olan ismi Neiseus, tiyatronun duvarında yazılmaktadır. Nisa'da Likya ve Roma Devri'nden kalma tarihi kalıntılar bulunur. Bazı lahitlerin ön cephelerinde, mızrak, kalkan, kadın ve erkek tasvirlerine rastlanmıştır. Antik kentin Agorası ve tiyatrosu bulunur. Likya Birliği Devri'nde bastırılan sikkeler, Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.
Sportif Aktiviteler
Sualtı Dalışları: Son yıllarda Kaş, dünyanın önemli turizm amaçlı sualtı dalış merkezlerinden bir tanesi olmuştur. Yat limanında bulunan dalış kulüpleri, her yıl binlerce yerli ve yabancı turiste, Akdeniz'in en eski batıklarını göstermek için birbirleriyle yarış halindedirler. Kaş ve civarında birbirinden etkileyici deniz mağaraları bulunmaktadır. Bu mağaralara teknik donanımlı dalışlar yapmak ve bazılarında yüzmek mümkündür Bunlar, Kekova Adası Deniz Mağarası, Aşırlı Adası Deniz Mağarası, Güvercin İni Deniz Mağarası ve en ünlüsü Mavi Mağara'dır. Kaş'a 19 km., Kalkan'a ise 6 km. mesafede olan Mavi Mağara bir deniz mağarasıdır.
Yamaç Paraşütü: Son dönemlerde yapılan araştırmalar Kaş'ın yamaç paraşütü için yeryüzü şekilleri ve iklim açısından Türkiye'nin en uygun yerlerinden bir tanesi olduğunu göstermiştir. Uçuşlar donanımlı malzemelerle, uzman kişilerin kontrollerinde gerçekleşmektedir.
Kano: Kaş'a 45 km. mesafede bulunan Eşençayı kano için çok uygundur. Bölgede faaliyette bulunan seyahat acentaları kano turu düzenlemektedir. Tur, Kınık Beldesi'nde başlar ve yaklaşık 15 km.lik mesafe kanolarla geçilerek, Patara kumsalına ulaşılır. Eşen Çayı'nın oldukça sakin akması nedeniyle, herhangi bir tehlike yoktur. Nehir çevresinin manzarası ve bitki örtüsü etkileyicidir. Tur sırasında, yemek, yüzme ve çamur banyosu molası verilmektedir. Denizde yapılan kano sporu için, Kaş'tan arabalarla Üçagiz Köyüne gidilir. Burada kanolara binilerek, eşsiz koylar, tarihi güzellikler, Batık Şehir, Simena gezilir, yüzme ve yemek molaları verilir. Yaklaşık 4 saat süren tur oldukça renkli ve keyiflidir.
Doğa Yürüyüşü: Kaşta, Likya şehirlerinin birbirine yakın olması bu kentleri yürüyerek görmek isteyenler için yürüyüş güzergahları sunmaktadır. Yarımada, Limanagzı, Gedife Tepesi, Phellos, Gökçeören, Asaz Dağı, Gömbe yaylası alternatif yürüyüş parkurlarıdır.
Mavi Yolculuk: Kaş, 'Mavi Yolculuğun' önemli duraklarından ve başlama yerlerinden bir tanesidir. 'Kaş Yat Limanında' konaklayan teknelere, su, elektrik, benzin, duş ve çamaşırhane gibi imkanlar sunulmaktadır.
Balıkçılık: Kaş, Akdeniz'in en temiz ve berrak sularının bulunduğu, kirlenmenin olmadığı bir ilçedir. Bu yüzden, balık ve deniz ürünleri avcılığı gelişmiştir. Mercan, istakoz, palamut, kefal, kaya sokarı, orfoz, barbunya balıkları en çok avlanan balık türleridir. Ayrıca istakoz, ahtapot avcılığı da yapılmakta ve günlük olarak lokantalarda satılmaktadır. Son yıllarda, Gömbe ve Saklıkent'te Alabalık Çiftlikleri kurularak hizmete açılmıştır.
Plajlar: Sapsarı kum ve mavi denizin buluştuğu mekanlar, Kaş'ın benzersiz plajlarının adresleri olmuşlardır. Küçükçakıl, Büyükçakıl, Akçagerme ile Limanagzı önemli plajlardır ve yüzme tutkunları için ideal yerlerdir. Bir doğa harikası Kaputaş plajı Kaş'a 19 km. mesafededir. 192 basamakla plaja inilmesi, kumunun altın sarısı rengi ve mavinin her tonunun güneşle parlaması plajın çekiciliğini artıran özellikler arasında yer almaktadır.
Ne Yenir?
Akdeniz'in tipik mutfak yemekleri ünlüdür. Yörede, her mevsimde yetiştirilen taze tarım ürünleri, günlük olarak sunulmaktadır. Her türlü et yemekleri, deniz ürünleri ve balık çorbası meşhurdur. Yörede Arıcılık ve Bagcılık gelişmiştir. Karakovan balı ve çam balı, pekmez alınabilecek ürünlerdir. Yörede bol yetişen keçiboynuzundan yapılan keçi boynuzu pekmezi yöreye özgüdür.
Ne Alınır?
Kaş ve çevresinde el yapımı kilim ve dokumalar üretilmektedir. Yöreye özgü 'Barak kilimi' ve keçi tüyünden üretilerek dokunan kılçar ünlüdür. Dastar, tülbent, yemeni üretilerek hediyelik eşya olarak satılmaktadır. Ayrıca ceviz ağacından süslemeli çeyiz sandıkları, ağaçtan sehpalar, tahta kaşıklar ve oklavalar yörenin özellikleridir. Ayrıca Kaş'ın Cuma Pazarı da ünlüdür.
Bunları yapmadan kaş'tan dönmeyin
Çevredeki antik kentleri gezmeden
Tekne turu ile Üçağız Batık kenti görmeden
Yamaç paraşütü, su altı dalış yapmadan
El oyaları, 'Barak kilim' almadan
Karakovan Balı, keçi boynuzu pekmezi tatmadan
Cuma pazarına gitmeden
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Kemer, yeşille mavinin buluştuğu nitelikli , konaklama, yeme-içme ve plaj tesisleriyle, yat limanlarıyla tarihi kentleriyle önemli bir turizm merkezidir.
Kemer
İklim
Yazları sıcak va kurak kışları ılık ve bol yağışlıdır.
Ulaşım
Karayolunun deniz kıyısına paralel olması yol boyunca güzel manzaralar görme imkanı verir. Her on dakikada karşılıklı olarak Antalya otobüs garajından dolmuş ile ulaşım imkanı vardır. Antalya Uluslararası Havaalanına bir saat uzaklıktadır. Ayrıca denizyolu ile de Kemer'e ulaşmak mümkündür.
Gezilecek Yerler
Kemer'in başta gelen çekiciliklerinden birisi doğa güzelliğidir. Deniz, orman ve dağlar bir noktada birleşmektedir. Örneğin deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanması ve çam ağaçlarının plajlarda gölgelik olarak kullanılması oldukça cazip gelmektedir. Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği Kemer'de bir başka güzelliktir.
Yakınında Faselis, Olympos gibi antik bölgelerin de bulunması bir başka çekiciliktir. Kemer'den Faselis ve Olimpos'a denizden ve karadan ulaşmak mümkündür. Son yıllarda Söğüt Cuması, Altınyaka Dere Köyü gibi yüksek yerlere safari turları da çevre çekicilikleri arasında yer almaktadır.
Ayrıca yöredeki diğer çekicilikleride mağaralarıdır. Bu mağaralardan Beldibi mağarası Antalya'nın 27 km. güneybatısında deniz kenarındadır. Tarih öncesi çağlara ait kalıntılar bulunmuştur. Bir diğer görülmeye değer mağara ise Molla Deliği mağarası olup, Kemer'in batısında yükselen Tahtalı Dağ'ın doğu yamacında yer alır. Bu mağaraya Kemer-Kumluca karayolu üzerinde bulunan Aşağı kuzeydere veya Tekirova köylerinden ancak yaya olarak gidilebilir. Her iki köyden de 3.5-4 saat yürümek gerekmektedir.
Phaselis Antik Kenti
Antalya - Finike karayolunun 58 km.'sinde bulunmaktadır. Kemer'e 15 km. olan Phaselis kentine deniz yoluylada ulaşmak mümkündür. Lykia'nın doğu kıyısı şehirlerinden olan Phaselis'in M.Ö. VI. yüzyıla ait ilk Helenistik çağın ticaret limanlarından biri olduğu sanılmaktadır. Romalılar döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Üç limandan oluşan Phaselis'in doğusundaki limanın kalın duvarları halen çok iyi durumdadır. Ön ve batı kısmı kumlar altında kalan batı limanı ise denize girmek için çok uygundur.
Phaselis'de bu gün toprak üstünde bulunan kalıntıların büyük bir bölümü Roma devrinden kalmıştır. Bu kalıntılar; liman, kale duvarları, Zeus Mabedi, Kral Antonius Caravella yolu, ayrıca yirmi sıralı tiyatro kalıntıları bulunmaktadır. Yarımadanın boyun kısmını kapsayan cadde muhteşemdir. Güney limandan başlayıp şehir kapısına kadar uzanır. Bu caddenin genişliği ve kısalığı yüzünden, zaman zaman stadyum olarak da kullanıldığı sanılmaktadır. Çünkü tarih Phaselis'de iki önemli atletizm karşılaşmasının yapıldığı yazar.
Agoranın yanında iki tapınak bulunmaktadır. Bir tanesi Phaselis için çok önemli bir tanrı olan 'athena polias' adına yapılmıştır. Diğeri ise 'heista' ve 'Hermes' içindir. Bu tapınaklardan Athena'da Homer 'in mitolojik kahramanı Acchileus'un bronzdan; yapılmış mızrağı bulunmaktaydı. Caddenin kenarlarında bina harabelerine, bir kilise ile bu harabelerin arasında piskopos evlerine rastlanmaktadır. Şehirin su ihtiyacını karşılayan su kemerleri Roma stili inşaa edilmiş olup hala çok iyi bir durumdadır.
Phaselis'de çıkan bazı tarihi eserlerin bulunduğu bir de müze mevcuttur. Ayrıca burası tarihi zenginliğinin yanı sıra sığ bir koy, ince kum ve ormanı, dağ, deniz birleşmesinden oluşan ideal bir ören ve plaj yeri olarak da dikkati çekmektedir.
Olympos
Antik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konuolmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.
Sportif Etkinlikler
Jeep Safari
Kemer'den Toroslar'a günübirlik cip safari turları, bu konuda uzmanlaşmış acenteler tarafından organize edilmektedir.
Bisiklet Turları
Seyahat acentaları kemer çevresindeki parkurlarda bisiklet turları organize etmektedir.
Binicilik
Kemer ve çevresindeki konaklama tesislerinde bulunan çifliklerde gerekirse binicilik hocaları ile binicilik imkanı bulunmaktadır.
Yatcılık
Kemer Yat Limanı yatçılara kaliteli hizmet sunmaktadır. Kemer çıkışlı mavi turlar Kemer-Kaş arasındaki koylar ve limanlar, antik yerleşimler ve doğal güzellikleri görme imkanı vermektedir.
Bunları yapmadan kemer'den dönmeyin
Beldibi Mağrasını, Faselis ve Olimpos antik kentini gezmeden
Çıralı'daki yüzyıllardır yanan alevi görmeden
Cip safari ve Mavi tura çıkmadan
Güzel plajlarında denize girmeden
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Antalya İline bağlı olan Manavgat tarih ve doğanın içiçe girdiği her türlü turizm aktivitesinin yapılabildiği bir turizm merkezidir.
Ulaşım
Manavgat ilçesinin diğer merkezlerle bağlantısı sadece karayolu ile sağlanmaktadır. İlçedeki otobüs şirketleri batıda Antalya, doğuda Alanya üzerinden diğer il ve ilçelere ulaşımı sağlar. Manavgat ve Side otogarlarındaki otobüs şirketleri, yaz aylarında artan turist sayısına göre seferlerini artırmaktadırlar. İlçeden Manavgat Şelalesi, Side, Sorgun gibi gezilip görülecek yerlere karşılıklı dolmuş seferleri yapılmaktadır.
Otogar Tel: (+90-242) 753 13 67
GEZİLECEK YERLER
Manavgat Şelalesi
Manavgat ilçesinin 3 km. kuzeyinde bulunan şelale, ilçe ile aynı adı taşır. Şaşırtıcı bir yükseklikten dökülmesine karşın geniş bir alan üzerinde gürül gürül akışı ile görülmeye değer bir manzara oluşturur. Şelalenin hemen yanıbaşında doğa ile içiçe piknik yapılabilir ve çevresindeki lokantalarda taze balık yenilebilir.
Side
Manavgat'a 7 km uzaklıkta olan Side tarihi bir yerleşim merkezidir. Tarihçiler tarafından İ.Ö. 1405'te kurulduğu ifade edilen Side, İ.Ö. VI. y.y ın yarısından itibaren, sırası ile, Lidyalıların, Perslerin, İskender'in, Antiogonos'un, Ptolemaiosların egemenliğini tanımıştır. İ.Ö. 215 ten sonra Suriye Krallığı'nın denetiminde imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline getirilen kent İ.Ö. Apameia barışı ile Bergama Krallığı'na bırakılmıştır, daha sonra Doğu Pamphilya bölgesi ile birlikte bağımsızlığını koruyarak büyük bir ticaret donanmasıyla refaha ve zenginliğe kavuşmuştur.
İ.Ö. 78 den sonra Roma egemenliğinde bulunan Side, daha sonra Bizans egemenliğine girdi. İ.S. V. y.y. ve VI. y.y. larda Psikoposluk merkezi olan Side en parlak devrini yaşamıştır. Eşsiz bir işçiliği olan kentin ana kapısı iki kule arasındadır. Side kentinde iki ana cadde vardır. Bu caddeler Antik Çağın sütunlu caddelerine örnektir. Kent kapısını geçtikten sonra yassı taşlarla döşeli alan bu caddelerin başlangıç yeridir. Bu caddelerin her iki yanında sütunlu portikler ve onların arkasında dükkanlar bulunmaktadır.
Surun dışında, kent kapısını karşısında Anadolu'nu en büyük tarihi çeşmesi "nymphaeum" vardır. Bu çeşmenin önünde geniş bir havuz yeri alır. Tiyatrodan sonra geniş bir caddeden geçip anıtsal bir yapıya varılır. Bu yapı boyutları 100x100 m. olan agoradır. Kentin Pazar yeri olan agora portiklerle çevrilidir ve üç yanında dükkanlar yer alır. Agoranın güneyindeki cadde üzerinde, üç salondan oluşan ve dört tarafı portiklerle çevrili Gymnasium vardır. Kuzey- güney doğrultusundaki ana cadde de Roma Döneminde yapılan kemerli bir yapı vardır. Side kentinin tiyatrosunun mimarlık tarihi açısından önemi diğer roma tiyatroları gibi dağ yamacına değil kemerli mekanlar üzerine kurulmuş olmasıdır.
Cavea, oskestra ve scene olmak üzere üç bölümden oluşan tiyatro, Pamphylia tiyatroları içinde en büyük ve anıtsal olanıdır ve 20.000 seyirci alacak büyüklüktedir. Side'nin surları dışında geniş mezarlıklar yer alır ve bunların en önemlisi olan Batı Negropolü 1,5 km. uzaklıktadır. Side'de ayrıca tapınaklar ve su kemerleri vardır. Tapınaklardan en önemlileri Athena, Apollon ve Men tapınaklarıdır. Side'nin suyu yaklaşık 25 km. mesafeden, Oymapınar baraj gölü içinde bulunan dumanlı kaynağından getirilmiştir. Bu su taşıma sistemi kimileri iki katlı olan on su kemerinden oluşur. En büyüğü Oymapınar yakınında olup 40 gözlüdür.
Büyük bir Roma Hamamı bugün müze haline getirilmiştir ve bölgenin en güzel arkeolojik eserler kolleksiyonunu barındırır. XIII. y.y. da Selçuklu'ların XIV. y.y. da ise Hamitoğulları ve Tekelioğullarının, XV. y.y. da kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçik kent bu dönemlerde yerleşim yeri olmamıştır. Halen, Roma ve Bizans dönemlerinin yapı ve özelliklerini taşıyan kent surlarının bir çok yeri yıkılmışsa da kara tarafındaki surların hemen tümü ayakta kalabilmiştir.
Selge
Serik'in 35 km. kuzeyinde, Torosların güney yamacında, Köprü Çayı (Eurymdon) yakınlarında eski bir dağ kenti olan Selge'ye Köprülü Kanyon Milli Parkı'ndan sonra dik virajlı, 14 km.lik stabilize yoldan gidilir. Doğa güzelliği bakımında çok zengin olan köprülü kanyondan geçen yol üzerinde Göreme'deki Peri bacalarına benzeyen ve bütün dağ yamacını kaplayan oyuntulu kayalar vardır. Psidia'ya bağlı olup sonradan Pampheylia sınırları içine alınan kent sırasıyla Lidya, Pers, İskender ve Roma yönetimlerinde kalmıştır.
Kuzeydeki 5 kapılı ve 45 basamaklı tiyatrosu önemli anıtıdır. Kayalığa oyulmuş tiyatronun güneyinde stadium ili gymnasium, batısında tavanı kartal motifi ile süslü İon tipinde bir tapınak göze çarpar. Stadiumun güneyinde Çeşme ve Agora bulunmaktadır. Kentin güneybatısına uzanan surların kuzeyinde Artemis ve Zeus anıtları ile necropol yer almıştır.
Seleukia
Side'nin 23 km. kuzeydoğusunda Sinler Köyü'ne ise yaya olarak bir saat uzaklıkta bulunan bu antik kent Selevkoslar tarafından kurulmuştur. Antik kentin özellikle çam ormanlarının süslediği çok güzel bir doğa görünümü vardır. Bir tepe üzerine oturtulmuş olan kent tüm ovayı ve denizi gözler önüne serer. Kentin gelişmişliğinin göstergesi olarak iki katlı agorası, bazilikası, sarnıç ve kanalizasyon sistemi sayılabilir. Kent kazıları sırasında çıkarılan mozaikler bugün Antalya Müzesi'nde sergilenmektir.
Etenna
Manavgat'ın 29.km kuzeyindeki Etenna, bugünkü Sırt Köyü'nün üst tarafına düşen tepe üzerine kurulmuştur. Bizans devrinde psikoposluk merkezi olduğu sanılan kentin tepesinde Akropal kentin en yüksek ve en iyi korunan yeri ve yamaçlarında yer alan, çevresi surlarla çevrili teraslardan ibarettir. Kentin güneyinde ise Herron (yüceltilmiş bir ölü için yapılan mezar) vardır. Bunlardan başka bazilika, agora, kilise, hamam ve sarnıçlar önemli tarihi kanıtlardır.
Alarahan
Manavgat'dan sonra batıya doğru gidince 9 km sonra alarahan'a varılır. 13. y.y. da Selçuklular tarafından Konya ile güney kıyılarının başkenti Alanya arasındaki ticaret bağlantısı sağlamak için inşa edilmiştir. Bu kervansaray ile seyehat edenlerin ve tüccarların güvenli ve konforlu konaklamaları ve dinlenmeleri sağlanmıştır.
Yaylalar
Köprüçayı Vadisinin ikiye ayırdığı Torosların üzerinde birçok yayla bulunmaktadır. En önemlileri Güğlenpınar ve Beloluk Yaylaları, Avanos Beliği, Tefekli Bölgesinde Gücer Yaylası, Kesikbeli, Akçaalan Yaylası, Topalceviz, Alıç ve Demre Yaylaları, Dumanlı Yaylası ile Bozburun Dağı eteklerindeki İkiz Yaylasından oluşur. Köy halkının büyük çoğunluğu yazın yaylalara göçer.
SPORTİF ETKİNLİKLER
Jeep-Safari
Antalya , Kemer, side ve Alanya'daki Seyahat acentaları Toros dağlarına Jeep Safari turları düzenlerler. Günlük turlar sabah erken saatlerde başlayıp akşama kadar Offroad heyacanı yaşayarak sürer.
Binicilik
Bazı otellerin binicilik için geniş alanları mevcuttur. İngiliz, Arap ve Haflinger atları bulunur. Binicilik ve atlama dersleri bir saat süresince veya günlük geziler halinde yapılmaktadır. Aynı zamanda üç günden , yedi güne kadar nehir boyunca veya dağlara turlar yapılır.
Rafting
Köprüçay, Manavgat ve Dragon nehirleri Akdenizdeki Cehennem Suyu ratfing için mükemmel güzergahlardır.
Müzeler
Side Müzesi: Roma Devrine ait agoranın karşısında bulunan, M.S 5-6.yüzyıldan kalma antik agoranın hamamı 1960/61 yıllarında restore edilerek müze haline getirilmiştir. Müzede sergilenen eserlerin büyük bir bölümü, Prof. Dr. Arif Müfid Mansel tarafından,1947-1967 yılları arasında Side antik kentinde yapılan kazılarda, çıkarılan buluntulardır. Hellenistik, Roma ve Bizans Devrinden; yazıtlar, silah kabartmaları, Roma Devrinden yapılmış Grek orijinallerinin kopyası olan heykeller, torsolar, lahitler, portreler, ostotekler, amphoralar, sunaklar, mezar stelleri, sütun başlıkları ve sütun kaideleri sergilenmektedir.
Bunları yapmadan dönmeyin;
Side Ören yerleri ve müzesini gezmeden
Manavgat Şelalesini görmeden
Alabalık yemeden
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Alanya, geniş plajları, tarihi eserleri, modern otel ve motellerin sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.
Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.
Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş, deniz, kum cennetidir.
Tarihçe
Alanya bazen Kilikya bazen de Pamfilya topraklarından sayılmıştır. Daha sonra sırasıyla Hititler, Yunanlılar, Romalılar bölgeye egemen olmuşlardır. Çeşitli istilalar ve savaşlarla harap olan kent Romalılarca yeniden inşa edilir. Bizanslılar döneminde ise Alanya' ya ''Güzel Dağ'' anlamına gelen Kolonoros adı verilir. 13. yy. da Selçuklu Hükümdarlarından I. Alahaddin Keykubat kenti alarak adını Alaiye olarak değiştirir. 13. yy. ortalarında Karamanlıların eline geçen Alanya 1471 yılında Osmanlı topraklarına katılır.
İklim
Alanya' da tipik Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Kışları yağışlı ve nemli, yazlar kurak ve sıcaktır. Yıllık ortalama hava sıcaklığı 19ºC'dir. Deniz suyu sıcaklığı 21ºC'dir.
Ulaşım
Alanya, Antalya'ya 135 km. mesafededir. Alanya-Antalya arasındaki karayolu bir çok yerleşim yeri ve turistik yerden geçer. Halk otobüsleri, Alantur, Otogar- Ulaş güzergahında 10 dakikada bir sefer yaparlar.
Karayolu : Düzenli olarak otobüs ve dolmuş seferleri yapılmaktadır. Otogar Tel: +90 242 5132650
Havayolu: Alanya'ya en yakın havaalanı 130 km. uzaklıktaki Antalya Havaalanıdır. Antalya Havalimanı Tel: +90 242 3303233
Demiryolu: Alanya'ya en yakın tren garı Burdur ilindedir.
Denizyolu: Alanya Limanı büyük ve yüksek tonajlı tüm gemilerin yanaşmasına müsaittir. Halen bu liman hem turistik hem de ticaret amaçlı gemilere hizmet vermektedir. Alanya-Girne (Kuzey Kıbrıs) bağlantılı turizm sezonu süresince yolcu ve turist taşımacılığı yapılmaktadır. K.K.T.C. bağlantılı en önemli gümrük kapısı bulunmaktadır.
Gezilecek Yerler
Alanya Kalesi: Alanya Kalesi zamanımıza kadar korunan tek Selçuklu kalesidir. 1225 yılında Roma Kale kalıntılarının yerine Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yeni bir kale yaptırılmıştır. 83 kule ve 140 burca sahip , üç sıra surlarla çevrili olan kale bütün olarak iç ve dış kale bölümlerinden oluşur. Aya Yorgi Kilisesi, Kanuni Sultan Süleyman Camii, Akşabe Sultan Türbesi Selçuklu Hamamı, Arasta, Bedesten, Sitti Zeynep Türbesi, Sultan Alaaddin Sarayı, irili ufaklı sarnıçlar, deniz feneri ve zindandan oluşan kale bir tarih hazinesidir.
Kızıl Kule: Adını alt ve üst kısımlardaki kesme taşlardan alan Kızıl Kule 1226 yılında yapılmıştır. Bugün bile sapasağlam ayakta duran kulenin doğu cephesi ile batı cephesi arasındaki oturduğu yerin konumu nedeniyle, 2m.lik bir yükseklik farkı vardır. Sekizgen şeklindeki kule beş katlıdır. Zemin katın ortasından yukarı doğru, beşinci kata kadar yükselen bir bölüm bulunmaktadır. Su sarnıcı görevini üstlenen bu bölüm kulenin omurgası durumundadır. Zemin kat etnografik müze olarak hizmet vermektedir.
Leartis-Learti (Mahmutlar Harabeleri): Büyük ören yada büyük kilise diye de adlandırılan bu yer ilçenin kıyı boylarındaki irili ufaklı tepelerin yamaçlarında kurulmuştur. İlçe merkezine 22 km. uzaklıktaki kentte kiliseler, hamamlar, sarnıçlar, iskan merkezleri, küçük bir stadyum tiyatro, sütunlu caddeler ve tapınakar mevcuttur.
Syedra Harabeleri: Syedra Kenti M.Ö. 3. yy. da, bugünkü Kargacı ve Seki köylerinin sınır oluşturduğu bir tepede kurulmuştur. Tepe üstündeki bölümün kentin merkezi olduğu bilinen Syedra ve yöresinde bulunan kitabelerden kentin Roma kalıntısı olduğu anlaşılmaktadır. Kentin anıtsal giriş kapısının lentosu hala sağlamdır. Sütunlu caddenin iki yanında, çeşitli amaçlarla yapılmış tarihi eserler ve mozaikler görülür. Şehrin içinde muhtemelen su deposu olarak kullanılmış üç havuz vardır.
Lotape (Aytap) Liman Kenti: Aytap Alanya'nın 30 km. doğusundadır. Bugünkü Akdeniz kıyı yolu bu Roma kentinin ortasından geçmektedir. Kral Antichus'un karısı Iotape'ın anısına kente bu adı verdiği bilinmektedir. Kentin 50-100 m. boyutlarında bir limanı vardır. Yarımada şeklinde oldukça yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş kalesine oldukça zor çıkılmasına karşın görülen manzara tüm yorgunlukları unutturacak güzelliktedir. Iotape kentinin antik caddesi, hamamı, kilisesi, nekropol ve akropolü çevrede bulunan değer antik kentler içinde en iyi ayakta kalanlarıdır. Tek odalı, üstü kapalı mezar odaları da kentin antik kalıntıları içindedir.
Selçuklu Tersanesi: 1228 yılında yaptırılan tersane 56,5 m. uzunluğunda , 44 m. derinliğinde ve 5 gözlüdür. Tersane güneyden gelebilecek tehlikelere karşı, iki katlı, iki odalı bir kule ile güçlendirilmiştir.
Süleymaniye (Kale) Cami: Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan caminin 16. yy. da bir Selçuklu tapınağının üzerine inşa edildiği bilinmektedir. Kapı ve pencerelerdeki ağaç bölümler Osmanlı ağaç işlemeciliğinin en güzel örneklerindendir.
Emir Bedrüddin Cami: Günümüzde Andızlı Cami olarak bilinen cami adını hemen yanındaki andız ağacından almıştır. 1227 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılan caminin yanında kesme taşlardan yapılma çok yüksek olmayan minaresi yer alır. Minberi oymacılık sanatının en güzel örneklerindendir.
Akşebe Sultan Mescidi: Akşaba Sultan Alanya kalesinin ilk kumandanlarındandır. Mescit kendisi tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Batısında kendine özgü mimarisi olan bir minare vardır.
Alara Han: Alanya-Manavgat sınırını oluşturan Alara Çayı'nın denizden 9 km. kuzey yönünde inşa edilmiştir. Alanya' ya 35 km. uzakta olan Alara Kervansarayı 1232 yılında Sultan Alaaddin Keykubat tarafından 2000 m² lik bir alanda tamamen kesme taşlardan yapılmıştır. Nöbetçi Kulübesi, bugün bile tüm özelliğini koruyan çeşmesi, mescidi ve hamamı ile görülmeye değer bir eserdir.
Şarapsa Kervansarayı: Alanya - Antalya asfaltının 15. km. sinde yolun üst kısmındaki yaklaşık 850 m² lik bir alan üzerinde, Sultan Alaaddin Keykubat'ın oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1236 - 1246 yılları arasında yaptırılmıştır.
Damlataş Mağarası
Büyük Dipsiz Mağarası
Çimeniçi Mağarası
Dim Mağarası
Beldibi Mağarası
Derya Mağarası
Hasbahçe Mağarası: İlçenin Küçük Hasbahçe mahallesi iniş dibi mevkiinde, kente 4 km. uzaklıktadır. Damlataş Mağarasından birkaç misli büyük olan mağarada derinlemesine bir araştırma yapılmadığı için fazla bir bilgi yoktur.
Kadı İni Mağarası: İlçe merkezinin 15 km. kadar kuzeydoğu istikametinde, Çatak mevki denilen yerde bulunmaktadır. Çevrede bulunan piknik yerleri yöreye ayrı bir canlılık vermektedir.
Korsanlar Mağarası: Korsanlar Mağarası eskiden etrafa korku saçan korsanların soygunlardan elde ettikleri malları depoladıkları ve kaçırdıkları kızları tuttukları yer olarak ün salmıştır. Mağara tahminen 10 m. genişliğinde 5-6 m yüksekliğinde olan ağız kısmı teknelerin rahatlıkla içeri girmesine olanak sağlar. İçeride cami kubbesi gibi insanın üzerini örten rengarenk taşları ve kuzeye uzanan karanlığı görmek mümkündür.
Aşıklar Mağarası: Aşıklar Mağarasının kapısı deniz yüzeyinden iki metre yükseklikte ve insanın girebileceği büyüklüktedir. Bu kapı sarkıt, dikit ve sütunlarla süslenmiştir.
Fosforlu Mağara: Korsanlar Mağarasına benzer bir görünüme sahip olan Fosforlu Mağaranın kapısı teknenin içeri girmesine olanak sağlayacak büyüklüktedir. Deniz dibinde oluşan renkler görülmeye değer.
Plajlar
Çoğu tatil yörelerinden farklı olarak, Alanya'nın merkezinde de plajlar bulunmaktadır. Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek içim ideal bir yerdir. Alanya'nın yaklaşık 25 km. batısında yer alan Avsallar kumsalları ile güzel bir tatil merkezidir. Alanya'dan doğuya, Gazipaşa'ya doğru gidilecek olursanız karşınıza mükemmel kumsallar çıkacaktır. Tarihi bir liman olan Alanya'nın 30 km. doğusundaki Aytap, Roma kalıntıları korunmuş plaj ve koyları önemli bir gezi noktasıdır.
Sportif Etkinlikler
Rafting: Bölgede rafting sporuna en elverişli nehir, ilçenin 6 km. doğusunda denize dökülen Dimçay nehridir. Bu nehir üzerinde bulunan, Alanya'nın 20 km. kuzeydoğusundaki "Alraft Tesisleri"nde bu sporu yapmak mümkündür. Dağ Sporları: İlçede son zamanlarda trekking ve amatör dağcılığa elverişli olan, başta Akdağ (2451 m.) ve Cebelireis Dağı (1649 m.) olmak üzere gelişme göstermeye başlamıştır. Akdağ, bu amaca uygun olarak Turizm Bakanlığınca Kış Sporları Turizm Merkezi ilan edilmiştir.
Alanya Triatlonu: Her yıl Ekim ayı içinde düzenlenen, uluslar arası düzeydeki bu sportif etkinlikler 1991 yılında başlamıştır. Eurosport TV tarafından dünyaya yayınlanmakta olan bu etkinlik yüzme, bisiklet, koşu şeklinde ara verilmeden yapılır. Avcılık: Bölge iklimi, coğrafyası ve bitki örtüsü nedeniyle önemli ölçüde av hayvanları potansiyeline sahiptir. Sayısı oldukça azalan geyiğin korunması amacı ile avlanması yasaklanmış olup yaban keçilerinin avı ise kontrollü bir şekilde yapılmaktadır.Alanya sınırları içinde hemen her türlü balığı tutmak mümkündür.
Kamping: Alanya ve çevresinde pek çok Kamping ve Oto karavan ile kamp yapma olanağı bulunmaktadır.
MÜZELER
Arkeoloji Müzesi
Arkeolojik ve etnografik eserlerin korunup ve sergilendiği bölümlerden oluşan müzedeki en eskieser Alanya çevresinde bulunan ve İ.Ö. 625 yılına tarihlenen Fenike dilindeki yazıtdır. Hellenistik, Roma ve Bizans Dönemine ait bronz, mermer, pişmiş toprak, cam ve mozaik buluntular ile Karamanlıca dilindeki bir yazıt ve Arkaik, (İ.Ö.7-5.yy) Klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemine ait sikkeler arkeoloji seksiyonunda yeralmaktadır. İkinci bölüm olan Etnografya seksiyonunda ise, Türk İslâm eserleri ve dönemin İlköğretim Müdürlüğü'nden devredilen eserler ile Alanya çevresinden derlenen ve bölgenin etnografik özelliklerini yansıtan, yörük kilimleri, alaçuvallar, heybeler, giysiler, işleme örnekleri, silahlar, günlük kullanım kapları, takılar, el yazmaları ve yazı takımları gibi objeler ile bir Alanya evine ait günlük oda bölümü oluşturularak sergilenmektedir.
Kızılkule Etnografya Müzesi
Askerî amaçla ve limanı kontrol altında tutmak için 1226 yılında yapılmış olan bu anıtsal yapı, Selçuklu sanatının eşsiz örneklerinden olup; Alanya'nın simgesi durumundadır. 1951-1953 yıllarında onarıldıktan sonra 1979'da yapının giriş katında Alanya yöresine özgü, halı, kilim, giysi, mutfak gereçleri, silahlar, tartı aletleri, aydınlatma aletleri, dokuma tezgâhı ve yörük kültürünü yansıtan çadır gibi etnografik nitelikte eserler sergilenerek, yapıya etnografya müzesi işlevi kazandırılmıştır.
Ne Yenir?
Alanya bulunduğu yer ve iklim nedeniyle çok zengin sebze ve meyve türlerine sahiptir. Sebze yemekleri dışında, laba, düğün çorbası, öküz helvası gibi özgün yemekler de vardır.
Ne Alınır?
Alanya'da yerli ve yabancı turistlerin hemen her türlü gereksinimlerini karşılayabilecek her çeşit mağazalar vardır. Yörede yetiştirilen ipekböceği ürünü ipek dokumalar çok ünlüdür.
Bunları yapmadan dönmeyin:
Alanya Kalesini, Kızılkuleyi gezmeden
Damlataş Mağarasını görmeden,
Müzeleri gezmeden,
Yöre balıklarını tatmadan,
İpek eşarp almadan,
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Yüzölçümü: 20.815 km² Nüfus: 1.132.211 (1990) İl Trafik No: 07
Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde "Türk Rivierası" adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz'in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.
Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiye'nin en önemli Turizm Merkezi olan Antalya, Aspendos Opera ve Bale Festivali, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathlon, Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb. etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.
İLÇELER
Antalya ilinin ilçeleri; Akseki, Alanya, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradı, Kale, Kaş, Kemer, Korkuteli, Kumluca, Manavgat ve Serik'tir.
Akseki
Alanya'dan sonra Antalya ilinin en eski ilçesi olan Akseki Torosların yapısına uygun engebeli ve dağlık bir görünüme sahiptir. Antalya ili ve çevresinde son yıllarda görülen turizm alanındaki gelişmelere paralel olarak, Akseki ilçesinde turizm faaliyetleri gelişmektedir. Avcıların ve turistlerin uğrak yeri olan Akseki, "KARDELEN ÇİÇEĞİ' nin ana yurdudur. Kış aylarında Kardelen Çiçeğini görmek için yerli ve yabancı turistler ilçeyi ziyaret eder.Giden Gelmez Dağları, dağ keçisi koruma ve av sahası avcıların ücretli olarak devamlı avlanacağı yer olup, Sinan hoca ve Gümüşdamla köylerinde kurulan alabalık üretme tesisleri avcıların ve turistlerin uğrak yerleri arasındadır.
Göktepe Yaylası, Çimi Yaylası, Irmak Vadisi son aylarda keşfedilen 340 metre derinliğindeki Bucakalan Mağarası, ilçe merkezindeki Ulu Camii ve Medresesi görülmeye değer diğer eserlerdir.
Elmalı
Likya bölgesi içerisinde yer alan Elmalı'nın kesin kuruluş tarihi bilinmemektedir. Doğuda Semahöyük yakınlarında Karataş'ta, batıda Beyler Köyü yakınındaki Beyler köyünde yapılan kazılar bölgenin bronz çağından bu yana iskan edildiğini göstermektedir.
Höyükler
Şehre bağlı köylerde üç höyük bulunmaktadır. Bunlardan ilki şehrin batısındaki Müğren Köyü'ndeki höyüktür. Arkeolojik yüzey araştırmaları burada çeşitli uygarlıklara ait izler olduğunu göstermektedir. Yine batıda Semahöyük Köyü'nde bulunan ikinci höyüğün üstünde Osmanlı ve Türk mezarlığı bulunduğu için bugüne kadar araştırma yapılmamıştır. Üçüncü ve en büyük höyük ise şehrin güneyinde, Elmalı - Kaş yolu üzerinde, Beyler Köyündeki Beyler Höyüğüdür. Bu höyükte yapılan kazılarda, bronz çağından bu yana devamlı bir yerleşimin izleri görülmektedir. Kazılarda çıkarılan arkeolojik buluntular Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.
Tümülüsler
Şehrin doğusunda, Elmalı'ya 6 km. uzaklıktaki Bayındır Köyü yakınlarındadır. Yan yana duran birkaç tümülüsten birinde yapılan kazılarda M.Ö. 7. yy.a ait buluntulara rastlanmıştır. Antalya Müzesi'nin özel bir bölümünde sergilenen bu buluntular bölgenin bu dönemdeki yaşamından kesitler vermektedir. Anıt Mezarlar Bilinen iki anıt mezar vardır. Bunlardan ilki Karaburun diğeri ise Kızılbel'dedir. Antalya - Elmalı yolu üzerindeki Karaburun Kral mezarı odasının duvarları av ve savaş sahnelerinden oluşan fresklerle süslüdür. Kızılbel mezar anıtı ise şehrin batısında Elmalı - Yuvayol yolu üzerindedir. Kalker bloklardan oluşmuş bir odadan ibarettir.
Define
1984 yılında Antalya - Elmalı yol çizgisinin hemen kuzeyinde, Kral Mezarı ile Gökpınar Köyü arasında bulunmuştur. 190 adet gümüş antik sikkeden oluşan bu define antika kaçakçıları tarafından Amerika'ya kaçırılmıştır. Halen özel bir kişinin malı olarak Boston Museum Fine Arts'da bulunmaktadır. Yeryüzünün en kıymetli antik sikkesi olarak nitelenen Atina Decadrachmeleri (14 adet, her biri 600.000$) bu büyük define yer almaktadır.
Camiler
İlçede yer alan Selçuklu Camii, Kütük Camii, Sinan-ı Ümmi Camii, Ömer Paşa Camii ve Külliyesi kentin görülmeye değer eserleridir.
Korkuteli
Antalya'ya 67 km. uzaklıktadır. Korkuteli'nin 3 km batısında, bugün yalnız kapısı ayakta kalan Alaaddin Camii ve yine aynı yörede, 1319'da Hamidoğulları'ndan El Emin Sinaeddin tarafından yaptırılan ve aynı adla anılan Selçuklu Medresesi görülebilir.
Gündoğmuş
Antalya'ya 182 km. mesafedeki Gündoğmuş ilçesinde pek çok antik kent kalıntısı bulunmaktadır. Güzel Bağ Bucağı'nın kuzeyinde 7 km. mesafede ve halen kazı yapılmamış olan Ayasofya Şehri, Gündoğmuş şehir merkezinin güney-batısında ve şehre 7 km. mesafede Sumene mevkisinde, Asar Harabeleri, Senir Köyü' nün doğusunda 2 km. mesafedeki Kese Mevkiindeki harabeler, Gündoğmuş Şehir merkezinin güney-batısında ve şehre 11 km. mesafedeki Gedfi Harabeleri önemli antik kent kalıntılarıdır.
İlçe merkezindeki Cem Paşa Camii, Gündoğmuş/Pembelik Köyü arasında ilçe merkezinin doğusundaki, 15 km. mesafedeki Sinek Dağı'nın tepesindeki harabeler, Alanya/Konya Kervanyolu, Gündoğmuş/ Antalya karayolu üzerinde Taşağır mevkisinde Kazayir Şehri Harabeleri diğer görülebilecek eserlerdir.
Gazipaşa
Antalya'ya 180 km. mesafedeki Gazipaşa, 10 km. uzunluğundaki kumsalı, orman kaplı alanları, turkuaz mavisi koyları, doğal güzellikleriyle şirin bir ilçedir. İskele, Koru ve Kahyalar plajlarının bulunduğu kumsallar, Caretta Caretta kaplumbağalarının önemli bir üreme merkezidir. Bugüne kadar bakir kalmış Gazipaşa, konaklama, dinlenme tesisleri, tarih ve doğa güzellikleri, yapımı süren havaalanı ve yat limanı ile gözde bir turizm merkezi olma yolunda ilerlemektedir.
Antik Kentler
Antiocheia Adcragum
Gazipaşa ilçesinin doğusunda, 18 km. uzaklıktaki Güney Köy sınırları içerisindedir. Kentin adı Kommagene Kralı 4. Antiochus'dan gelmektedir. Kalesi, sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı, kilise, kentin nekropol alanı kalıntıları bulunmaktadır. Kentin nekropolünde bölgeye özgü beşik tonozlu, ön avlulu anıtsal mezarlar oldukça iyi korunmuştur.
Adanda-Lamos
Antik kent, Gazipaşa ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır. Bugünkü Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağın zirvesinde kurulmuştur. Kent surlarla çevrilidir. Kentin giriş kapısının güneyinde, büyük bir kule bulunmaktadır. Kentin diğer kalıntıları arasında doğal kayaya oyulmuş çeşme ve iki adet tapınağı sayabilir. Bu kentin nekropolünde de blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler önemli kalıntılar arasındadır. Kalıntılar, dağlık Klikya bölgesinin kültürünü ve sanatını en iyi şekilde yansıtmaktadır.
Nephelis
Antik kente ulaşım, Gazipaşa-Anamur 12. km.'sinden sonra Muzkent Köyünün içinden geçerek güneye sapan yaklaşık 5 km. stabilize bir yol ile sağlanmaktadır. Kent, akropol ve doğu-batı boyunca uzanan kalıntılardan oluşmaktadır. Kentin ayakta kalabilmiş yapıları Orta Çağ Kalesi, Tapınak Odeon Sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır.
Selinus
Gazipaşa Plajının bulunduğu Hacımusa Çayının güneybatısındaki yamaçlarında yer alan antik Selinus kenti, dağlık Klikya bölgesinin en önemli kentlerinden biridir. Kentin akropolü tepeye kurulmuştur. Tepe üzerindeki Orta Çağ Kalesinin sur duvarları ve kuleleri oldukça iyi korunmuştur. Akropol, içerisindeki kilise ve sarnıç günümüze kadar gelebilmiş önemli yapılardandır.Kentin diğer yapıları hamamlar, agora, İslami Yapı (Köşk), su kemerleri ve nekropol'dur. Alanya Müzesindeki ostoteklerin çoğunluğu Selinus Nekropolünden getirilmiş olup, burada ostotek atölyesinin varlığını sürdürmektedir.
Kumluca
Alakır Çayı ile Gavur deresinin dağlardan sürükleyip getirdiği alüvyonlu bir ovada yeralan Kumluca Finike ve Elmalı İlçeleri ile çevrelenmiştir. Kumluca sahil boyunca plajlar, konaklama tesisleri ve koylara sahiptir. Kumluca'nın 27 km. kuzeyinde yeralan Altınkaya yaylası, Alabalık üretme çiftliği, Sedir Ormanları ve bol suları olan güzel bir yayladır. Korydalla ve Olympos Antik kentleri Kumluca ilçesi sınırlarında yer almaktadır.
Alanya
Alanya, geniş plajları, tarihi eserleri, modern otel ve motellerin sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.
Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.
Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş, deniz, kum cennetidir.
Finike
Finike, Antalya iline bağlıdır. Portakalları ile ünlü Finike tarihle, doğa ve denizin birleştiği bir turizm beldesidir. Portakalları ile tanınan kent, Limyra kenti kalıntıları ve Arykanda antik kenti kalıntıları ile ilgi görmektedir.
Kaş
Likya'nin önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik Döneme ait kentler ve tarihsel degerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdeniz'in derinlerde yarattığı heyecanlari doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu 'kano turları', ekolojik uyumun keşfedildiği 'doğa yürüyüşleri'; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz rengli suların manzarasına süzülen 'yamaç paraşütü'; Akdeniz'de değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak 'Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaş'ın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm merkezleri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm merkezlerinden oluşan renkli yelpazesi" ile düşsel bir mekandır.
Manavgat
Antalya İline bağlı olan Manavgat tarih ve doğanın içiçe girdiği her türlü turizm aktivitesinin yapılabildiği bir turizm merkezidir.
Serik
Antalya'nın ilçesi olan Serik, önemli Pamfilya kenti olan Aspendos'u barındırmaktadır. Günümüze kadar bozulmadan ulaşan, mükemmel akustiğe sahip Aspendos Tiyatosu, bugün önemli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır.
Kale (Demre)
Antalya, iline bağlı olan Kale Noel Baba' nın yaşadığı yer olarak önemli bir inanç turizmi beldesidir.
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Bembeyaz travertenleri, kaplıcaları ve antik kentleriyle önemli bir turizm merkezi olan Pamukkale Denizli ilindedir.
İklim
Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.
Ulaşım
Denizli'ye 18km olan uzaklıkta olan Pamukkale'ye karayolu ile ulaşım mümkündür.
Gezilecek Yerler
Hierapolis (Pamukkale)
Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır. Hierapolis coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. İlk Çağ'da yaşayan Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolis'in bir Frigya kenti olduğunu ileri sürerler. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden dolayı biliyoruz.
Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö. II. yy' başlarında kurulduğu ve Bergama'nın efsanevi kurucusu Telephos'un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera'dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.
Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar, kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür.Kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra, tüm niteliğini kaybetmiştir. Hierapolis Roma Dönemi'nden sonra Bizans Dönemi'nde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, MS. 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. İsa'nın havarilerinden olan, Aziz Philip'in burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, 12. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir.
Başlıca Kalıntılar
Ana Cadde ve Kapılar: Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kentin geniş ana caddesi, kenti bir ucundan diğer ucuna ikiye böler. İki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma Dönemi'nde inşa edildiğinden, Bizans surunun dışında kalmaktadır. Güneyinde MS.5. yüzyıla tarihlenen ''Güney Bizans Kapısı'' vardır. Kuzeyde, iyi korunmuş, üç gözlü ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda, İmparator Domitian'a ithaf edilmiş Latince yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian Kapısı veya Roma Kapısı denir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği yerde, MS. 5. yüzyılda tarihlenen "Kuzey Bizans Kapısı" bulunmaktadır.
Surlar: MS. 5. yüzyılda, kuzey, güney ve doğu yönlerinde surlarla çevrilmiştir. Büyük kısmı bugün yıkılmış halde olan surlara, 24 adet kare planlı kule yerleştirilmiştir. İki anıtsal kapı ve iki küçük kapı olmak üzere 4 girişi vardır. Kuzey ve güney anıtsal kapıları ana caddeye açılır.
Büyük Hamam Kompleksi: Bugün, masif duvarları ve bazı tonozları ayakta kalabilmiş olan yapının iç mekanlarının mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmaktadır. Hamamın planı diğer tipik Roma hamamları gibidir. Önce girişte büyük avlu, iki yanında büyük holler bulunan kapalı dikdörtgen bir alan ve esas hamam yapısı yer alır. Palaestra'nın yan kanatlarında, biri güneyde, diğeri kuzeyde olan iki büyük hol imparatora ve törenlere ayrılmıştır. Hamam kompleksinin kalıntıları MS. 2. yüzyıla tarihlenir. Büyük hole bitişik tonozlu kapalı mekanlar günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Apollon Tapınağı: Mevcut tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuştur. Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon Tapınağı'nda üst yapıya ait kalıntılar MS. 3. yüzyıldan geriye gitmemektedir. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılır.
Tiyatro
Yamaca yaslanmış tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. İnşasına MS. 60 yılında olan büyük depremin ardından Flaviuslar döneminde MS. 62 yılında başlanmış, MS. 206 yılında tamamlanmıştır. 50 oturma sırası bulunur ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Caveanın tam ortasından geçen diozomaya her iki yandan tonozlu birer geçit ile girilir. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, burada yapılan kazılar sırasında bol miktarda heykel bulunmuştur. Sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alır.
Kiliseler
Kent merkezinde, 6. ve 7. yüzyıllara ait bir Katedral, Direkli Kilise ve iki kilise daha yer alır. Ayrıca MS. 6. yüzyıl başında Büyük Hamam Kompleksinin merkezi holü kiliseye dönüştürülmüştür. Kuzey bölgesinde de küçük şapeller mevcuttur.
Nekropol
Batıdaki traverten alanları dışında kalan üç yönde nekropol alanları bulunmaktadır. Bunlar yoğunlukla Tripolis-Sardes'e giden kuzey yolunun ve Laodikeia-Colossae'ye giden güney yolunun iki tarafında yer alır. Mezarlarda kireçtaşı ve mermer kullanılmıştır. Mermer kullanımı daha çok lahit tiplerinde görülür. Kuzey nekropolü, erken Hıristiyanlık dönemine kadar karakteristik lahitleri, mezar tiplerini ve mezar anıtlarını bir arada içerir. Kentte görülen mezarlar lahit, tümülüs ve ev tipi mezarlardır. Konut mimarisini anımsatan mezar yapıları, nekropolün en önemli elemanlarıdır.
Laodikeia
Çürüksu (Lykos) ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok "Lykos'un kıyısındaki Laodikeia" şeklinde geçmektedir. Diğer antik kaynaklara göre ise, kent MÖ. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve kente Antiokhos'un karısı Laodikeia'nın adı verilmiştir. Laodikeia, MÖ. I. yüzyılda Anadolu'nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir. Kentteki büyük sanat eserleri bu döneme aittir. Romalılar da Laodikeia'ya özel bir önem vermişler ve Kıbyra (Gölhisar-Horzum) Conventus'unun merkezi yapmışlardır.
İmparator Caracalla zamanında Laodikeia'da bir seri kaliteli sikke basılmıştır. Laodikeia halkının da katkılarıyla kentte çok sayıda anıtsal yapı yapılmıştır. Küçük Asya'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması, Hıristiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. MS. 60 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem kenti yerle bir etmiştir.
Laodikeia'nın Yapıları
Büyük Tiyatro
Antik kentin kuzeydoğu tarafında, araziye uygun olarak Roma inşa tarzında yapılmıştır. Sahnesi tamamen yıkılmış olup, cavea (seyircilerin oturduğu bölüm)ve orkestrası(sahnenin önündeki koro veya oyuncuların yer aldığı bölüm) oldukça sağlam durumdadır. Yaklaşık 20.000 kişiliktir.
Küçük Tiyatro
Büyük tiyatronun 300 metre kadar kuzeybatısında yer almaktadır. Araziye uygun olarak, Roma tarzında inşa edilmiştir. Scenesi (sahne)tamamen yıkılmış olup, cavea ve orkestrasında da bozulmalar mevcuttur. Yaklaşık 15.000 kişi alabilecek büyüklüktedir.
Stadyum ve Cimnazyum
Kentin güneybatısında, doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Stadyumun ek yapıları ile cimnazyum bir bütünlük teşkil edecek şekilde yapılmıştır. MS. 79 yıllarında yapılan stadyumun uzunluğu 350 metre, genişliği 60 metredir. Amfiteatr şeklinde yapılmış olan yapının, 24 oturma basamak sırası bulunmaktadır. Büyük bölümü tahrip olmuştur. MS. 2.yy. 'da yapılan cimnazyumun, Proconsul Gargilius Antioius tarafından inşa ettirilerek İmparator Hadrianus ve eşi Sabina'ya ithaf edildiğine dair yazıt bulunmuştur.
Anıtsal Çeşme
Kentin ana caddesi ile ara caddesi köşesinde yer almaktadır. Roma dönemi yapısıdır. İki cepheli olarak yapılmış havuz ve nişleri vardır. Bizans zamanında onarım görmüştür.
Meclis Binası
Kentin güneybatısındadır. Dikdörtgen planlı olan anıtsal yapı, doğu-batı yönünde uzanmaktadır. Ana giriş doğu cephesindedir.
Zeus Tapınağı
Antik Laodikeia kentinin sütunlu caddesinin doğu kesiminde, küçük tiyatro ile Nymphaeum (anıtsal çeşme)arasında bulunmaktadır.
Büyük Kilise
Sütunlu caddenin güneyinde caddeye bitişik olarak inşa edilmiştir. Sadece taşıyıcı bölümlerinden bir kısmı ayakta kalmıştır. Ana giriş kilisenin batısındadır.
Kaplıcalar
Karahayıt Kaplıcası:
Pamukkale termal kaplıcası sisteminin bir kolu sayılan bu kaplıca, Pamukkale'nin 5km kuzeyinde, Karahayıt Kasabası'ndadır. Kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma-siyatik, deri sinir, lumbago, gibi hastalıklarla uyuz, sivilce, kaşıntı gibi deri hastalıklarına iyi gelir.
Pamukkale Kaplıcaları
İl merkezine 18km uzaklıkta bulunan eski Hierapolis kentinin bulunduğu alandır. Travertenler yaratan karstik alanlardan çıkan sular; bünyesindeki kireç çözeltisi, genellikle beyaz renkte ve pamuk balyalarını andıran kalker tüflerini, Pamukkale travertenlerini oluşturmaktadır. Pamukkale termal suyunun tedavi edici özelliği, çok eski çağlardan beri anlaşılmış, yüzyıllar sonra şifa niteliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kaynaklar etrafında dini ayinler yapılmış, şenlikler düzenlenmiş, büyük devlet adamları ve zengin kişiler antik dönemde tedavileri için Hierapolis'e gelmişlerdir.
Müzeler: Hierapolis Arkeoloji Müzesi
Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede, Hierapolis, Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuta gibi kentlerden çıkan eserler sergilenmektedir.
Tel: (+90-258) 241 08 66
Bunları yapmadan dönmeyin
Hierapolis ve Laodikeia Antik Kentlerini gezmeden
Eşsiz güzellikleri travertenleri görmeden
Kaplıcalara girmeden
Yeşildere Şelalesi ve çevresini gezmeden
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Çeşme, şifalı sıcak suları, olağanüstü sayılabilecek kalitede kumun, güneşin ve berraklığın kucaklaştığı şirin bir tatil beldesidir. Çeşme İzmir 'in 94 km. batısında, kendi adını taşıyan yarım adanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. 15 km. kuzeyindeki İon kenti Erythrai' nin limanı olan Çeşme'nin doğusunda, Kalemburnunda İ.Ö.1000 yıllarında küçük bir yerleşim alanı olduğu bilinmektedir.
Çeşme-Ildırı köyünde ortaya çıkarılan Erythrai Antik Kenti ile Çeşme kentinde Osmanlı Döneminden kalan Kale, Kervansaray, çok sayıda çeşme ve tarihi kent dokusundaki sivil mimarlık örnekleri yörenin arkeolojik ve tarihi kaynaklarını oluşturan yapıtlardır. Şehrin ortasındaki tepe bugün kalıntıları görülen Akropolde yapılan kazılarda Athena Pallas tapınağına adak olarak sunulmuş heykelcikler bulunmuştur. Buluntular içinde en önemlisi, Arkaik devirden kalma bir kadın heykeli İzmir Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Her yıl Temmuz ayında uluslar arası şarkı festivali düzenlenir.
Tarihçe
İlk çağda Cyssus adıyla bilinen Çeşme, Anadolu'nun Batı kıyısında MÖ.1000 yıllarında tahmin edilen 12 İon kentinden biri olan Erythrai (Eritre)'nin Ildırı İskelesiydi. Erythrai, M.Ö. 6. yüzyılda oldukça geniş ve önemli bir yerleşim merkezi durumundaydı. Son derece koruyucu bir limana sahip olan Erythrai Mısır, Kıbrıs ve batı ülkeleri ile ilişki kurmuş ve ticaretini geliştirmiştir. Lidya ve Pers egemenliğinden sonra Roma ve Bizans hakimiyetinde kalmıştır. Çeşme, Selçuklu, Osmanlı, Aydınoğulları ve tekrar Osmanlı Dönemlerini sırasıyla yaşamıştır.
İklim
Akdeniz iklimi yaşanır. Son derece sıcak ve kuzeyden esen rüzgarlara açıktır.
Ulaşım
Karayolu
İzmir`e 77 Km`lik dar bir asfalt, 80 Km`lik otoyol olmak üzere iki yolla bağlanan Çeşme`nin ulaşım merkezi İzmir`dir. Kara, hava ve deniz yoluyla gelen turistler önce İzmir`e Çeşme ve Ildırı`ya çalışan otobüslerle turizm mevsiminin en kalabalık günlerinde dahi ihtiyacı rahatlıkla karşılar. Çeşme ilçe merkezi, otobüs ve minibüslerin son durağıdır. Çiftlik, Dalyan, Alaçatı, Reisdere, Ovacık ve diğer plajlara minibüs ile belediye otobüsleri çalışmaktadır.
Otogar Tel: +90-232 7126499
Denizyolu
Çeşme-Sakız Adası arasında feribot seferleri düzenlenmektedir. Yunanistan`dan Çeşme`ye deniz yoluyla giriş yapan turistler Sakız Adası (Chios) Çeşme arasında çalışan Türk ve Yunan feribotlarıyla taşınır. Ada ile Çeşme arası bir saattir. Ayrıca Türkiye`den çıkış yapacak turistler Çeşme`den İtalya`nın Bari, Brindisi Limanlarına yolcu taşımacılığı mevcuttur. İzmir-Çeşme-Kuşadası-Yunanistan ve İtalya seferi yapan feribotlar da limana uğramaktadırlar. Liman Tel: +90 232 7126005
Gezilecek Yerler
Çeşme Kalesi
1508 yılında Osmanlı Padişahı 2. Bayazıt tarafından yaptırılmıştır. Kale Osmanlı mimarisinin tüm özelliklerini taşımaktadır. Bu tarihi yapı, ilçede yapılan Uluslararası Çeşme Müzik Yarışmasında konser yeri olarak düzenlenerek tüm dünyaya sergilenmektedir.Her yıl uluslararası Çeşme festivali 2-7 temmuz tarihleri arasında burada kutlanmaktadır. Kalenin önünde Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa' nın aslanlı heykeli bulunmaktadır.
Kervansaray
1528 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Kervansaray iki katlıdır. Bu tarihi yapı bugün otel olarak hizmet vermektedir. Hediyelik eşyaları deri giysileri ve kaliteli halılarıyla alışveriş imkanları sunulur. Geceleri özellikle restoranlar, barlar ve diskolar etrafında canlı, neşeli bir atmosfer bulunur.
Çeşme Ilıcaları
İzmir - Çeşme yolu üzerinde ve Çeşme'ye 5 km. uzaklıkta deniz kıyısında bulunan Çeşme Ilıcaları plajı ve ılıcası aynı yerde olan dünyanın en ilginç ve zor bulunur ılıcalarından biridir. Suların sıcaklığı 58oC dolayındadır. Romatizmanın kronik her şekli, gut şişmanlık gibi metabolizma bozuklukları ile raşitizm, kadın, deri, hastalıkları, karaciğer ve idrar yollarının ağrılı hastalıklarında yararlı olmaktadır. Kaplıca civarında modern konaklama tesisleri mevcuttur. Ayrıca bu konaklama tesislerinde termal özellikte havuz ve banyolar bulunmaktadır. Çeşme kaplıcalarına ulaşım Üçkuyular'dan kalkan Çeşme otobüsleri ile mümkündür.
Şifne (Reisdere) Kaplıca ve Çamuru
Çeşme Ilıcalarının 5 km kuzey doğusunda Şifne körfezinde küçük bir yarımada üzerinde bulunan etrafında çeşitli konaklama ve yeme- içme tesisleri yer almaktadır. Romatizma, raşitizm, kadın hastalıkları ve idrar yolları, mide, bağırsak, egzama, kan çıbanı gibi deri hastalıklarında yararlıdır.
Yat Limanı
İzmir ilinde özellikle Çeşme Yarımadası'nın güneyi ülkemizin belli başlı yat güzergahlarından birini oluşturmaktadır. Çeşme-Kuşadası güzergahı yat turizmi altyapısının en çok geliştiği alandır. Ticari ve yat limanı bulunan Çeşme Limanı'nın iskelesi iki küçük tonajlı gemi yanaşabilecek kapasitededir. Yat Limanı ise 150 teknenin barınabileceği büyüklükte tasarlanmıştır. Kışları balıkçı barınağı yazları ise yatçılara hizmet vermektedir.
Alaçatı İskelesi
Alaçatı beldesinin güneyinde yan yana sıralanmış koylarla, yatçılar için bir cennet niteliğindedir. İskelede 80 tekne barınabilmektedir. Yatların barınabilmesi için pek çok imkan vardır.
Çeşme-Altınyunus Yat Limanı
70 büyük ve 40 küçük tekne bağlanabilecek kapasitede olup her türlü yat bakım hizmeti verebilmektedir. Yat Limanı geceleyen ya da konaklayan yatlara su, elektrik, telefon, bakım, onarım ve kışlama hizmetlerini verebilecek durumdadır.
Sportif Aktiviteleri
Kamp-Karavan
Büyük Liman ve Paşa Limanı koylarında kamp alanları ve yazlık konutlar açısından zengindir. Ayrıca Antik Erythrai kentinin bulunduğu Ildırı yöresindeki doğal plajlar ve kamp alanları kullanıma uygundur.
Avcılık
Çeşme kara avcılığından hoşlanalar için de zengin bir yerdir. En ilginç ve heyecan verici av, kuşkusuz domuz avıdır. Yetkili makamlardan gerekli izinler alındıktan sonra herkes domuz avına çıkabilir. Çeşme keklik ve tavşan bakımından da zengindir. Bu hayvanların en çok görüldüğü mevsim Eylül-Aralık ayları arasında olup bu mevsim süresince avlanmak serbesttir. Avcılıkla ilgilenenleri Çeşme kışın da ağırlayabilir.
Rüzgar Sörfü
Alaçatı, Avrupa'nın sörf bölgeleri arasında en ilginç ve çeşitlik sunan bölgelerindendir. Bozulmamış bir örtüsü ile sörf merkezi V biçiminde berrak suyu olan bir koydadır. Çeşitli rüzgar koşulları ve ideal sörf alanı ile Avrupa'daki en önemli sörf merkezlerinden biridir. Deniz suyu oldukça sığdır ve rüzgar genellikle kuzeyden esmektedir. Haziran ayından Eylül ayının ortalarına kadar ortalama 4-6 şiddetinde eser. Nisan-Ekim aylarında ise %50 güney rüzgarı eser ve güzel dalgalar oluşturur. Alaçatı' nın en güzel özelliği, rüzgarın soldan, yani meltem olarak esmesi ve şiddetli rüzgarda dahi düzenli dalgaların oluşmasıdır. Akıntının da rüzgar ile aynı yönde olması sörf yapanlara kolaylık sağlamaktadır. Alaçatı meltem rüzgarına sahip bölgeler arasında hiç şüphesiz en güvenilir olanıdır. Burada dört ayrı rüzgar Ege'nin içlerine uzanan Çeşme Yarımadası'na okşarlar. Meltem, Lodos, Poyraz ve Gerence rüzgarları yıl boyunca bölgeyi ziyaret eder.
Sakız Ağacı
6000 yıl önce ilk kez Çeşme'de bulunan sakız ağaçları görülmeye değerdir. Bu ağaçlardan lezzetli aromasıyla sakız reçeli ve eşsiz sakız rakısı yapılır. Sakız mutfaklarda kullanımının yanı sıra ilaç ve boya üretiminde de kullanılır. Eski Yunan doktorları, sakızdan kuduza, yılan sokmalarına, mide rahatsızlıklarına, bağırsak ve akciğer hastalıklarına karşı çeşitli ilaçlar yaparlardı. X. yüzyıldan sonra, sakızın ünü, Sakız Adasını aşarak yayılmış ve dünyada meşhur olmuştur.
Müzeler: Çeşme Müzesi
Daha çok Erythrai, Çeşme ilçe merkezi Alaçatı ve Kalemburnu yöresinden çıkan eserlerin sergilendiği tarihi Çeşme Kalesinde bulunan Çeşme Arkeoloji Müzesinde 320 adet arkeolojik 126 adet etnografik eser ile 31 adet sikke, toplam olarak 477 adet eser teşhir edilmektedir.
Müze Tel: 0 232 7126609
Ziyaret Saatleri: 08:30 ile 12.00 / 13.00 ile 17.00
Ziyaret Günleri: Pazartesi hariç hergün.
Bunları yapmadan dönmeyin
Zeytinlerini ve Çeşme üzümlerinden yapılmış şarabını denemeden
Çeşme Kalesini gezmeden
Çeşme Kaplıcalarında kalmadan
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Aydın il merkezine 71 km. uzaklıkta, Ege Bölgesi'nin denizle buluştuğu kıyı şeridinde yer almaktadır. Kuzeyde Selçuk ve Pamucak, güneyde Dilek Yarımadası ile sınırlanan ilçe merkezi İzmir, Efes, Meryemana, Milet, Didim, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi önemli turistik merkezlerin odağında bulunmaktadır.
Kuşadası Limanı, Yunanistan'a ait Sisam adasına yakın olması nedeniyle, buraya gelen turistler için Türkiye'nin ikinci önemli deniz kapısıdır.
Ulaşım
Kuşadası'na kara ve deniz yolu ile ulaşım imkanı vardır. Kuşadası Limanı bölgenin önemli limanlarındandır. En yakın havaalanı İzmir'dedir.
Gezilecek Yerler
Güvercinada
19 yy.da Mora ayaklanması sırasında adalardan gelebilecek saldırılara karşı karakol olarak Osmanlılar tarafından yapılmıştır.
Kruvaziyer ve Yat Limanları
Kuşadası'nda turist gemilerinin yanaştığı iki adet iskele ve ayrıca 650 yat kapasiteli yat limanı bulunmaktadır. Kuşadası Limanına her mevsim gemiler yanaşmaktadır. Kuşadası limanından Yunan Adası olan Sisam (Samos)'a bahar ve yaz aylarında (1 Nisan - 20 Ekim arası her gün) düzenli olarak yolcu motor seferleri yapılıp, kış aylarında bu seferler charter olarak değişir. Limanda günübirlik ve saatlik piknik turu yapan yolcu motorlar mevcut olup, Mavi Tur yapan yatlar da yat limanında bulunmaktadır.
Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı
1618 yılında Sadrazam Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlarda görülen top delikleri şehrin korsan saldırılarına karşı korunması amacıyla yapılmıştır. Kale İçi Camii : 1618 yılında Sadrazam Öküz Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Plajlar
Kuşadası'nda bulunan plajlar; Kadınlar Denizi Plajı,Güvercin ada Plajı,Yılancı Burnu Plajı, Yavan su Plajı, Kuştur Plajı, Kara ova Plajı, Güzelçamlı Plajı, Sevgi Plajı, Kalamaki Plajıdır.
Bunları yapmadan dönmeyin
Öküz Mehmet Paşa Kervansarayını görmeden
Güvercin adayı gezmeden
Plajlardan denize girmeden
Dilek Yarımadası Milli Parkını gezmeden
Mavi tura katılmadan
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Marmaris yeşilin ve mavinin tüm tonlarını yılın on iki ayında görebileceğiniz cennet bir köşedir. Uzun kıyı şeridindeki koyların çokluğu , doğal liman oluşu, antik kentlere yakınlığı, doğal güzellikleri, mavi tur olanakları, modern yat limanları, körfezin her türlü su sporlarına olanak sağlaması, beş yıldızlısından başlayarak en mütevazı pansiyonuna kadar tüm turistlerin gönüllerince tatillerini geçirebile- cekleri cennet bir ilçedir.
Kısa bir süre öncesine kadar balıkçılığı, süngerciliği ve ıtırlı bitkileri ile tanınan Marmaris, bugün büyük bir turizm merkezi haline gelmiştir.
Kara ulaşımı yanı sıra Dalaman Havaalanı ve Rodos Feribotları ile kolayca dış dünyaya açılma imkanı bulan Marmaris, Datça yolu üzerinde bulunması, Fethiye yoluna yakınlığı nedeniyle önemini arttırmaktadır. Akdeniz'deki yatlar için oldukça uygun bir doğal limanı olduğu gibi, Yalancı Boğaz'daki atölyelerde yat imalatı ve bakımı yapılabilmektedir. Akdeniz iklimine sahip oluşu, kışın bile denize girme imkanı sağlarken, etrafını çepeçevre saran sık ve yüksek dağlar ile çam ormanları, dünyada ender görülen Günlük (Liquidamber Orientalis) ağaçları ve geniş yapraklı çınar ağaçları Marmaris'in yeşil dokusunu oluşturur.
Tarihçe
Tarihi M.Ö. 3400'lere kadar giden Marmaris'teki ilk yerleşimin, bölgeye başkanlarının adı Kar olan bir kavimin gelmesiyle başladığı iddia edilir. Bölgeye KARIA ismi Kar'ın ülkesi anlamında sonradan verilmiştir. Ege ve Akdeniz kıyılarının bereketi, bölgeyi devamlı çekici kılmıştır. Böylece, Marmaris zaman içinde pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü bir yer haline gelmiştir. Bölgede yapılacak gezilerde Karia, Rodos ve Ada uygarlıkları, Mısır, Asdur, İon, Dor, Pers, Makedon, Suriye, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin izlerini görmek mümkündür. Pyhskos kentin ilk adıdır.
İklim
Akdeniz iklimi etkisi altında bulunan Marmaris'te yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir.
Ulaşım
Karayolu : Marmaris'ten Türkiye'nin hemen her köşesinden otobüsle ulaşma olanağı bulunmaktadır. Ayrıca, yakın yöreler olan Bodrum, Datça, Fethiye'ye de otobüs seferleri yapılmaktadır. Otobüs terminali ilçe merkezine 2 km. uzaklıktadır.
Otogar Tel: (+90-252) 412 30 37
Havayolu : Dalaman Havaalanı, ilçeye 100 km. uzaklıktadır. Ulaşım 7:30 - 22:00 arasında tarifeli seferler veya havaalanı servis araçları ile yapılmaktadır. Bodrum - Milas havaalanı (142km) diğer alternatif havaalanıdır.
Dalaman Hava Limanı Tel:(+90-252)792 52 91
Bodrum-Milas Hava Limanı Tel:(+90-252)523 01 01
Gezilecek Yerler
Marmaris Kalesi
Ionyalılar tarafından yapıldığı öne sürülen kale, Büyük İskender döneminde onarımdan geçirilmiş olup, Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Rodos seferi sırasında (1522) büyük çapta genişletilip onarımdan geçmiştir. Kaleden gündüz ve gece olağanüstü bir Marmaris panaromasını seyretmek mümkündür.
Taşhan ve Kemerli Köprü
İskelebaşı semtindeki Taşhan (Muğla yolu 10 km.), kagir kemerli köprüsü ile birlikte kitabesine göre Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır.
Physkos Antik Kenti
Antik Caria bölgesinin önemli bir liman kenti olan Physkos'un kalıntılarını Marmaris'in kuzeyindeki Asar tepesinde görmek mümkündür. Bu kalıntılar (Akropol) üzerinde sur duvarları günümüze kadar varlıklarını korumuşlardır.
Loryma (Bozukkale) Antik Kenti
Bozburun yarımadasını güney - batı ucundaki Bozuk koyunda önceleri Oplosika (tophane) bükü adıyla bilinen bölgede, Rodos demelerinden Kasara'ya bağlı olan Loryma kasabası kurulmuştu. Yerleşim alanındaki en etkileyici yapı, koy girişine bakan Burunbaşı üzerinde bulunan iyi korunmuş berkitmedir. Düzgün kesme taş duvarcılığı ile örülen bu Rodos adasının kenarlarında dokuz dikdörtgen kule vardır. Bugün bunlardan yalnızca kuzeydeki çıkma kule görülebilmektedir.
Amos Antik Kenti
Antik Amos harabelerine Kumlubük koyunun kuzeybatısından, dik sahilin güneyindeki Asarcık denilen tepeden ulaşmak mümkündür. Amos, bir tepe üstünde yer alan tiyatro, tapınak ve bazı heykel kaidelerden oluşur. Amos'un çevresi aynı dönemden kalma bir surla çevrilidir. Rodos karşı yakasındaki üç tiyatrodan ikincisi olan Amos tiyatrosu bugün oldukça iyi durumdadır. Oturma yerleri, yan duvar ve sahne evinin üç odasını ayırt etmek mümkündür. Prof. E. Bean bölgede yaptığı kazılarda (1948) İ.Ö 200 civarına ait üç ayrı kira sözleşmesinin koşullarını ele alan dört yazıt parçasını ortaya çıkardı.
Cedrae Antik Kenti (Kleopatra veya şehir adaları)
Saray adası (Kleopatra Adası) Orta Ada ve Küçük Ada olmak üzere üç adadan müteşekkil olan Şehir Adalarından Saray Adasında Roma çağından kalma eski Cedrae ören yeri bulunmaktadır. Uzaklardan surların kalıntıları kolayca seçilebilir. Adanın kuzeybatı yanındaki küçük koyda halk arasında Kleopatra'nın yüzdüğü rivayet edilen çok ilginç bir plaj vardır. Efsaneye göre bu küçük koy Kleopatra ile Mark Antonius'un denize girdikleri yer olup, buranın kumu Antonius tarafından Kuzey Afrika'dan gemilerle getirilmiştir. Söylendiğine göre bu cins kum bugün yalnızca Mısır'da görülebilmektedir.
Saray adasının doğu kısmında surlarla çevrili yapı kalıntıları Roma döneminden kalmadır. En iyi durumda olan Küçük Tiyatro binasıdır. Dor'lara ait Apollon tapınağının temelleri üzerinde sonraki yüzyıllarda bir Hıristiyan bazilikası inşa edilmiştir. Saray adasının batı kesiminde bir Agora bulunmaktadır. Bir takım kitabelerden bu bölgede Apollon'un onuruna atletizm festivallerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Küçük adasındaki nekropolün kalıntıları diğer buluntular ile sütün kabartmaları Ada'da görülebilir.
Hydas Antik Kenti
Erine - Bybassios yol güzergahı üzerinde Marmaris'e 35km. uzaklıkta bulunan Hydas'da sur kalıntıları, bu kalıntıların güneyinde kare planlı bir mezar anıtı yer almaktadır. Hydas'a 3 km. uzaklıkta, sahilde bir gözetleme burcu ve bu burç üzerinde birkaç mezar bulunmaktadır. Antik Hydas kasabası, Bozburun yarımadasının kuzeyindeki Selimiye koyundaki (Kamışlı Koy) kurulmuştur.
Erine
Marmaris'in güneybatısında Datça'ya uzanan yolun 20. km.sinde güneye Bozburun yönüne dönüldüğünde 2 km.lik asfalt yolla Hisarönü köyüne ulaşılmaktadır. Antik ören yerine buradan 3 km.lik stabilize orman yolu ile gidilir. Erine'de, Roma dönemine ait kalıntılar bulunmaktadır.
Castabus (Pazarlık) Antik Kenti
Bu antik ören yeri Hisarlık köyü yakınlarındaki Pazarlık mevkiindedir. Eren dağındaki bu kutsal yere Hisarönü ovasından bir saatlik tırmanışla ulaşılabilir. Tapınak kendisi için yapılan platformun üzerinde yer alır. İ.Ö. 4. yüzyıldan kalma Ion düzenindeki yapı, ayrıca Dor öğeleri de taşımaktadır. Platform üzerinde, tapınak temeli görülebilir. Platformu destekleyen göz alıcı duvarlar günümüze kadar varlığını sürdürebilmişlerdir. Güneydeki alanda yer alan yıkık tiyatro, tapınakla birlikte bölgede tanımlanabilen tek yapıdır.
Saranda (Söğüt) Antik Kenti
Marmaris'e 45km. uzaklıkta, bugünkü Söğüt köyü yakınındadır. Roma ve Bizans dönemlerinde kesintisiz olarak bir yerleşim birimi olma özelliğini sürdüren Saranda geç Bizans dönemine ait birkaç yapı kalıntısına rastlanmamaktadır.
Bybassios Antik Kenti
Erine yolu üzerinde, Bozburun yönüne devam edildiğinde Bybassios antik kentinin kalıntıları ile karşılaşılır. Bugünkü Orhaniye köyü, kalıntıların bulunduğu tepenin yamacına kurulmuştur. Kentin sur kalıntıları orman içinde dağınık bir arazide yer almaktadır.
Euthenna (Altınsivrisi) Antik Kenti
Cedrai -Marmaris çizgisinin batısında kalan bölgede, antik çağda Rodos'a bağlı iki önemli kasaba bulunmaktadır. Yerleşim alanını çeviren berkitme sur oldukça iyi durumdadır. Kıyıda ise, boraj kesme taş duvarı tarzı ile örülen antik iskelenin bir uzantısı ile karşılaşılır. Bu ören yerine Karacasöğüt köyü yolundan gidilebilir.
Türbeler ve Camiler
Sarıana Türbesi
Türbe, Sarıana mahallesinde, şehre kuzeydoğudan kuşbakışı bakan bir konumdadır. Yanında yeni bir cami bulunmaktadır. Kanuni Rodos seferine çıkmadan önce kehanetleriyle ünlü Fatma Anayı (Sarıana) burada ziyaret eder. Olumlu yanıt aldıktan sonra Rodos kuşatmasına başlar. Marmaris'ten hareketinden önce, binlerce Osmanlı askeri Sarıana'nın ineğinden sağılan sütle kahvaltı yaparak sefere çıkar.
İbrahim Ağa Cami
İbrahim Ağa tarafından 1789 yılında Kemeraltı mahallesinde yaptırılmıştır. Üzerindeki büyük kubbe mimari açıdan dikkati çeker.
Plajlar
Cennet Adası
Marmaris'e 30 dakikalık bir yolculuk ile ulaşılabilen ada, aslında bir yarımada olup tamamen ormanlarla kaplıdır. Pansiyon ve lokanta gibi hizmet birimlerinin mevcut olduğu Cennet Adası sezon boyu tur teknelerinin uğrak yeri olup yüzme ve eğlence için elverişli bir bölgedir.
Fosforlu Mağara
Turunç ve Kumlubük'e tur teknelerinin uğrak yeri olan bu doğal mağara, akvaryumu andıran yeşil ve turkuvaz renkli sularda yüzme imkanı sağlamaktadır.
İçmeler
İlçeye 10 km. uzaklıkta bulunan İçmeler, turistik tesisleri, plajı ve eğlence yerleri ile sayılı turistik beldelerimizden biri olmasının yanında hazım sistemine iyi gelen içme suyu ile de dikkat çekmektedir.
Turunç
Marmaris'e 21 km. uzaklıktaki Turunç köyüne hem deniz yolu hem de karayolu ile ulaşabilmek mümkündür. Eski bir balıkçı kasabası olduğu bilinen köy günümüzde her türlü konfora sahip turistik tesisleri, pansiyonları ve çardak lokantaları ile yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir.
Kumlubük
Turunç'tan 6 km'lik bir yolla ulaşılan Kumlubük'e Marmaris'ten deniz yolu ile de ulaşabilmek mümkündür. Yeşil ile mavinin iç içe girdiği yöre, temiz denizi ve harika kumu ile bölgenin en gözde plajlarından biridir.
Çiftlik
Deniz yolu ile 2 saatlik bir yolculukla gidilebilen Çiftlik köyüne ayrıca Bakır köyü üzerinden de ulaşabilmek mümkündür. İri kumlu plajı ve çardak lokantaları ile bilhassa yatçıların konaklamak için seçtikleri bir koydur. Koyun içinde küçük bir adası bulunan köy, jeep türü araçlar ile safari turu yapanlar tarafından da tercih edilmektedir.
Günnücek
Marmaris'e 2 km. uzaklıkta bulunan Günnücek'te dünyada eşi çok az görülen günlük (Liquidamber orientalis) ormanı bulunmaktadır. Bu ağaçlardan elde edilen sığla yağı ilaç ve parfümeri sanayinde kullanılmaktadır.
Yalancı Boğaz
İlçeye 8 km. uzaklıkta bulunan bu kara parçası, bir gemi kaptanının fırtınalı bir havada burayı körfeze açılan boğaz zannedip gemisini karaya oturtmasından sonra 'Yalancı Boğaz' adını almıştır. Ağaç yapımı Gulet tersanelerinin bulunduğu bu yöre mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisidir.
Mesire Yerleri
Turgut (Şelale)
Marmaris'ten 35 km. uzaklıkta bulunan Turgut köyü yolundan 15 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabilen şelalenin suyu 10 metre yükseklikten akmaktadır.
Bozburun
Marmaris'in 50 km. Batısında kalan köy otobüslerin mutlaka mola verdikleri, çam, çiçek ve kekik balı ile ünlü bir köyümüzdür. Ülkemizin abide ağaçlarından birisi olan yaklaşık 1000 yıllık ulu bir ağaç bulunmaktadır. Köyde, 26 Ekim - 28 Ekim tarihleri arasında Uluslararası Bozburun Gulet Festivali kutlanmaktadır.
Yatçılık
Doğal bir liman olan Marmaris Körfezi 1100 kapasiteli üç marina ve 1200 yat kapasiteli 9 yat çekek yerine sahiptir. Mavi yolculuğun odak noktasında bulunan yörede yat turizmini geliştirmek amacıyla çeşitli festivaller düzenlenmektedir. Uluslararası Yat Festivali ve Uluslararası Marmaris Yat Yarışlarını yörenin belli başlı etkinlikleri arasında sayabiliriz.
Marmaris Müzesi
Yat Limanı arkasında bulunan kalede yer alan Marmaris Müzesi, kalenin 1980?1990 yılları arasında restore edilmesiyle 1991 yılında ziyarete açılmıştır. Beşik tonozlu giriş bahçeye açılmaktadır. Avlunun sağındaki ve solundaki merdivenler surlara çıkış sağlamaktadır. Beşik tonozlu mekanlardan ikisi Arkeoloji Salonu olarak düzenlemiştir. Bu salonlarda Helenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait amphoralar ile Knidos, Burgaz, Hisarönü kazılarından çıkarılan pişmiş toprak kandiller, figürinler, cam eserler, sikkeler, süs eşyaları sergilenmektedir.
Etnografya Salonunda ise, Osmanlı dönemi sonuna tarihlenen günlük yaşamla ilgili dokuma, halı, kilim, mobilya, bakır mutfak eşyaları, silahlar, takılar sergilenmektedir. Ayrıca bahçede de çeşitli taş eserler bulunmaktadır.
Ne Yenir?
Marmaris'in tarhanası, dondurması ve surası meşhurdur. Börülce ve et suyundan pişirilen tarhana yaz ayında kışlık olarak hazırlanır. Etin pirinç ile doldurulması suretiyle hazırlanan sura kurban bayramında ve Hıdırellezde her evde pişer.
Ne Alınır?
Geleneksel kadın el sanatları içinde en gelişmiş olan iğne oyalarının türlü çeşitlerini, Marmaris'te bulmak mümkündür. Liman ve çevresi, kale içi ve kale yolundaki mağazalarda,ülkemizin diğer yörelerinden getirilen bakır, ahşap işi dekoratif malzemeler, takılar, yöresel giysiler turistlere sunulmaktadır. Bu arada yöreden reçel ve bal almayı sakın unutmayın.
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Aydınlıklar Ülkesi'nin el değmemiş bakiresi Fethiye, Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların serpiştiği Fethiye körfezinde arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alır. Kaya mezarları ve kale önünden bir düzlüğe, Karagözler'den denize doğru iner. Ufkunu şövalye adası, Günlükbarı ve karşılarındaki dağlar oluşturmaktadır.
Fethiye, Persler, Likyalılar, Karyalılar, Romalılara ait eserleri ile tanınmıştır. Kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve coğrafyası ile önemli turizm merkezlerimizdendir.
Tarihçe
Likya-Karya sınırında bir kıyı kenti olan bugünkü Fethiye'nin Antik Çağlardaki adı Telmessosdur. Kuruluşuna ilişkin kesin bir bilgiden yoksun olduğumuz kentin bilinen en eski yazılı belgelere göre M.Ö. V. yüzyıldan beri var olduğu söylenebilir. Telmessos uzun süre Likya'dan ayrı bağımsız bir kent olarak varlığını sürdürdü. Kent sırasıyla Pers, Büyük İskender, Roma, Bergama Krallığı, Bizans, Menteşeoğulları ve Osmanlıların egemenliğinde kalmıştır.
İklim
Yörede, sıcak ve kurak yazları, ılık ve yağışlı kışları ile Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yaz aylarında 30 derece civarında olan sıcaklık, kışın genellikle 10 derecenin üzerindedir. Deniz suyu sıcaklığı hiçbir mevsimde 16 derecenin altına düşmez.
Ulaşım
Karayolu: Muğla, Antalya ve Burdur bağlantılı üç karayolu Fethiye'yi Türkiye'nin bütün kentlerine ulaştırır.
Terminal Tel: (+90-252) 262 46 87
Havayolu: Havayolu ulaşımı için en yakın alan, 50 km. uzaklıktaki Dalaman ve 255 km. uzaklıktaki Bodrum havaalanlarıdır. Türk Hava Yollarının yaz kış sürdürdüğü seferlerin yanı sıra, turizm sezonu boyunca pek çok Avrupa kentinden düzenlenen uçuşlardan yararlanmak mümkündür. Yine üç saatlik bir uzaklıkta olan Antalya Havaalanı da Fethiye'ye ulaşımı sağlayan diğer önemli odak noktasıdır.
Denizyolu: Çok korunaklı bir doğal yapıya sahip olan Fethiye Limanı bütün yatçıların uğrak yeridir. Türk Denizyollarına ait gemiler de yaz aylarında düzenlenen Akdeniz turlarında Fethiye'ye uğramaktadır.
Gezilecek Yerler
Gemiler Adası
Ölüdeniz ya da Gemiler Koyu'ndan teknelerle ulaşılan ada üzerinde M.S. 5 -11. yy.lar arası yapılmış Bizans dönemine ait kilise, şapel sivil yapı kalıntıları bulunmaktadır. Hıristiyanlığın ilk yayılma merkezlerinden biri olması nedeni ile önem taşımaktadır. St. Nicolas olarak da bilinen ada, Mavi Tur teknelerinin uğrak yeridir.
Araxa Antik Kenti
Fethiye'ye 40 km. uzaklıkta Antik Xanthos Çayının çıktığı yerde kurulmuştur. Bu olağan üstü su kaynağı mitolojik öykülere konu olmuştur. Bugün Ören Köyü sınırları içerisinde kalan kentten günümüze sur kalıntıları, hamam ve Bizans dönemine ait su yolu kalmıştır.
Tlos Antik Kenti
Fethiye'ye 45 km. uzaklıktadır. Likya Federe Birliğinin 6 büyük kentinden biri ve birliğin ''spor merkezi'' dir. Uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen Mitolojik kahraman Bellaforonte'nin yaşadığı kent olarak bilinir. Likya bölgesindeki en eski kent olduğu ve kuruluşunun İ.Ö. 2000'lerden önceye dayandığı arkeoloji kazıları ile tespit edilmiştir. Kent akropolünün doğal kayası üzerinde oluşturulan mezarlığı, Likya'nın en güzel ev tipi mezarları ile süslenmiştir. Nekropoldeki İ.Ö. yy.a tarihlenen kral tipi mezarın ise Bellaforonte'ye adandığı bilinir.
Letoon Antik Kenti
Fethiye'ye 55 km. uzaklıkta, Likya Federe Birliğinin dinsel merkezidir. Tanrıça Leto,Tanrıça Artemis ve Tanrıça Apollon'a adanmış 3 tapınağı ile ünlüdür. Arkeoloji kazıları 1962 yılından bu yana sürdürülen Letoon'da bölgenin erken Hıristiyanlık dönemine ilişkin kiliseleri de ortaya çıkartılmıştır.
Pinara Antik Kenti
Akdağ'ın eteklerinde Fethiye'ye 55 km uzaklıktadır. Likya'nın en büyük kentlerinden biridir. Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinir ve tanrıça Afrodit'e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmıştır. Yüzlerce "güvercin yuvası" biçiminde hazırlanmış halk tipi mezarları Nekropolis'ini benzersiz kılar.
Cadianda Antik Kenti
Fethiye'den 25 km. uzaklıktaki Üzümlü sınırlarındadır. Likya Federe Birliğine en son katılan kent olarak bilinir. İlginç fizik yapısı içinde kurulan kent doğal nedenlerle oldukça yıpranmıştır. Fethiye Müzesince gerçekleştirilen kazılar sonrası ortaya çıkan Tiyatrosu, Agorası,Stadyum-Hamam kompleksi ve anıt mezarları ile son yıllarda bölgenin ilgi odağı haline gelmiştir.
Kayaköy
Kuruluşu kesin olarak bilinmeyen ve depremler sonucu birkaç ev tipi mezarı dışında bütünüyle yok olan antik Karmillassos'un üzerinde 14. yy. dan başlayarak kurulmuş bir Rum yerleşimidir. Eski adı Levissi'dir Yaşamı boyunca çevresindeki beş Türk köyünün halkı ile bütünleşen ve dostluk, kardeşlik, barış kavramları üzerinde insanlık dersleri veren Kaya köy bölgemizin gurur kaynaklarından biridir. 1922 yılında Türk ve Yunan hükümetleri arasında imzalanan bir "nüfus değişimi" anlaşması uyarınca, Kaya köyün Rum ahalisi ile Batı Trakya'da yaşayan Türk ahali karşılıklı olarak yer değiştirmiştir.
Telmessos Antik Tiyatrosu
Antik kaynaklar Telmessos'da büyük bir tiyatronun olduğundan bahsetmekteydi. 1993 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan sondaj kazılarında erozyonla dolmuş olan 3-4 metrelik toprak tabakası altında tiyatronun oturma sıraları bulunmuştur. 1995 yılına kadar sürdürülen çalışmalar sonucu tiyatrodan kalabilen tüm kalıntılar bugün gün ışığına çıkartılmıştır. Erken Roma döneminde inşa edilen, M.S. 2.yüzyılda onarım geçiren tiyatronun 5000 kişi kapasiteli olduğu ve Bizans döneminde arena olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şimdiki haliyle 1500 kişinin kullanımına cevap veren Telmessos Tiyatrosu'nun onarımı için röleve projesi tamamlanmıştır.
Cezayirli Cami
Cami, 1791 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yapılmıştır. Hasan Paşa ayrıca Kemer Köprüsü, Yayla yolundaki Paşa Hanı, Yaka köyündeki su kemerleri gibi birçok yapıtı Fethiye'ye kazandırmıştır.
Hanlar
Fethiye'nin başlıca hanları; Ilıca Hanı (Üzümlü yolu üstünde), İncir Hanı, Karatoprak Hanı (İnbecik yolunda), Kemer-Seki yolunda Paşa Hanı, Daydur Hanı ve Naldöken Hanlarıdır.
Likya Kaya Mezarları
Şehir içinde Likya döneminden kalma M.Ö. 4.yy. eserleri dikkati çeker. Bunlar, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlardır. Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas'a ulaşılır. Bu mezar aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla görülür ve yaklaştıkça, büyüklüğü karşısında duyulan hayranlık artar. Soldaki sütunun orta kısmında, M.Ö. 4. yy. alfabesi ile ''herpamiasoğlu amintas'' yazılıdır. Bu kişinin kimliği tam olarak bilinmemektedir. İlçede görülmeye değer pek çok lahit mezar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Likya dönemine ait olanıdır. Deniz içerisinde yükselen mezarın ilginç bir görünümü vardır. İki katlı ön yüzünde dörtgen, ahşap kirişleri andıran oymalar ve gotik stili kemerli bir kapağı bulunmaktadır. Kapağın her iki yanı savaşları resmeden fresklerle bezenmiş olup, bunların kişinin yaşamı ile ilgili olduğu sanılmaktadır.
Fethiye Kalesi
Şehrin güneyinde yükselen kalenin, Aziz John'un şövalyelerine ait olduğu sanılmaktadır. Duvarlara oyulmuş birkaç yazı, tarihi belirsiz bir sarnıç dışında, tepenin doğu yüzünde küçük ve basit iki kaya mezarı bulunmaktadır.
Fethiye Plajları
Ölüdeniz: "Tanrının Dünyaya Bağışladığı Cennet" olarak nitelendirilen Ölüdeniz, 3 km'lik bir kumsala sahip bulunmaktadır. Ölüdeniz'de, açık ve koyu mavinin, açık ve koyu yeşil ile iç içe girdiği bir renk armonisi içinde yüzmenin doyumsuz mutluluğu tadılabilir. Yılın on ayı ılık ve durgun suyu ile doğal lagün görünümündeki Ölüdeniz; yerli ve yabancı turistler tarafından en çok tercih edilen yerlerden birisidir.
Fethiye'ye 14 km. uzaklıktaki Ölüdeniz ile Belcekız Plajı'nı, Kumburnu birbirinden ayırır. Belcekız'daki çok sayıda pansiyon, kamp, motel ve lokanta yılın her mevsimi hizmete açık bulunmaktadır. Çam ağaçları ile kaplı tertemiz kumsalı ve berrak denizi ile Kidrak buraya 3 km. uzaklıktadır.
Kıdrak Plajı: Belceğiz'in 3 km. güneyindeki koy, sık çam ağaçları, temiz kumsalı ve berrak denizi ile ideal bir günübirlik dinlenme yeridir.
Kelebekler Vadisi: Ölüdeniz'den 5-7 km. uzaklıkta, etrafı ortalama 350 m. yükseklikte dağlarla çevrili bu ilginç kanyon, adını Temmuz-Eylül ayları arasında görülen 'Jarsey Tiger' adlı kelebeklerden almıştır. Yaz kış akan küçük şelale, geniş kumsal, tertemiz deniz, pırıl pırıl çakıl taşları ve çevreyi süsleyen pembe zakkum çiçekleri ile küçük bir yeryüzü cenneti olan koya ulaşım, Ölüdeniz'den teknelerle sağlanmaktadır. Dünya gezginlerinin buluşma yeri olan vadide çadırlı kamp alanı, restoran, bar, ruf, duş, kabin vb. olanaklar sunulmaktadır.
Saklıkent: Fethiye'ye 50 km. mesafede, Muğla ' Antalya il sınırını teşkil eden Karaçay Deresi kenarında, uzunluğu 18 km., yüksekliği yer yer 600 m'yi bulan muhteşem bir kanyon içine gizlenmiş eşsiz bir doğa harikasıdır. Dimdik sarp kayalıkları, çınar ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu kaynak suları ile doğa tutkunları için dağcılık, yürüyüş, yüzme olanakları sunan eşsiz bir turizm merkezidir.
Yakapark: İnsan emeği ve yaratıcılığı ile doğanın engin zenginliğinin birlikte oluşturduğu, su sesi ve kuş sesinin gizeminde unutulmaz anların yaşanacağı bu eşsiz dinlenme yerine Yaka köyünden 2 km'lik bir yolla ulaşmak mümkündür.
Göcek: Fethiye'ye 30 km. uzaklıkta, Fethiye-Muğla karayolu üzerindedir. Şirin bir balıkçı kasabası görünümünde olan Göcek, son yıllarda yat turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Doğal limanının yanı sıra etrafını çevreleyen çamlık tepeleri, yakınındaki ören yerleri, çok sayıdaki adaları ve koyları ile eşsiz bir turizm cennetidir. Son yıllarda sayıları hızla artan modern konaklama tesisleri ve marinası ile eşsiz bir turizm cenneti olma yolunda olan Göcek, Dalaman Havaalanı'na 20 km. mesafededir.
Adalar: Birbirinden güzel sayısız koylarla süslü Kapıdağı Yarımadası ve adalardan oluşan, balıkçıların 'Karanlık İçi' olarak tanımladıkları bölge mavi yolculukların vazgeçilmez uğrak yerlerinden biridir. Fethiye ve Göcekten düzenlenen günübirlik turlarla da ulaşılabilen Yassıca Adalar, Hamam Koyu, Kurşunlu Koyu, Yavansu, Bedri Rahmi Koyu, Tersane Adası, Göbün Koyu, Boynuzbükü, Göcek Adası, Domuz Adası, Zeytin Adası, Kızıl Ada yörede '12 Adalar' olarak da anılmakta ve önemli bir çekim alanı özelliğini taşımaktadır.
Oyuktepe Koyları: İlçedeki iki büyük tatil köyünün de yer aldığı yarım adadaki Mempaşa, Küçük Samanlık, Boncuklu, Kuleli, Aksazlar, Akvaryum, Turunç Pınarı gibi doğal koylar, özellikle yöre halkının sıkça gittiği günübirlik mesire yerleridir.
Katrancı Koyu: Fethiye'ye 17 km. uzaklıkta Muğla ' Fethiye karayolu üzerindedir. Denize kadar uzanan sık çam ağaçları ile kaplı koy, mavi ve yeşilin en güzel uyumunu sergiler. Koyda orman içi dinlenme alanı olup, duş, WC, kabin, içme suyu, büfe, kameriye, otopark gibi hizmetler mevcuttur. İdeal bir çadırlı kamping ve mesire yeridir.
Günlük (Küçük Kargı): Fethiye'ye 18 km. uzaklıkta, Muğla karayolu üzerinde bulunan koy dünyada eşine az rastlanan, güzel kokulu ve sık 'günlük ağaçları'yla bezenmiştir. Pek çok hastalığın (kaşıntı, astım, bronşit, ülser ve mide rahatsızlıkları) tedavisinde ve parfümeri sanayiinde kullanılan sığla yağı, günlük ağacın salgısıdır.
Çalış Plajı: Kent merkezine 5 km. mesafede, Şövalye Adası karşısındadır. 4 km'lik kumsal boyunca oteller, pansiyonlar, kampingler ve lokantalar bulunmaktadır. Yeryüzünde gün batımının en güzel izlendiği yerlerden biri olarak nitelendirilen Çalış Plajı, su sporlarına elverişli denizinin yanında, 'Caretta caretta' adıyla bilinen deniz kaplumbağası türünün kuluçka alanlarından biri olması dolayısı ile de ilçe turizminin en gözde yerlerinden biridir.
Hisarönü, Ovacık: Ölüdeniz beldesinde bulunan bu iki tipik Türk köyü, son yıllarda turizm potansiyellerini yoğun konaklama, alışveriş ve eğlence merkezi haline dönüştürebilmişlerdir. Ölüdeniz, Babadağ, Kaya köyü gibi çekim alanlarına da yakın olan bu iki köy, günümüzde özellikle yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.
Sportif Etkinlikler
Yamaç Paraşütü | Hava Sporları: Yamaç Paraşütü Detaylı Bilgi
Fethiye'de 6 Seyahat Acentesi tarafından, 1975 metre yükseklikteki Babadağı'n doruklarından gerçekleştirilen yamaç paraşütüne ilgi, tüm dünyada bir çığ gibi büyümektedir. Termik noktalarının zengin ve yaygın olması, atlayıştan sonra, daha da yükselerek deniz üzerinde uçabilme özelliği, çevredeki bitki örtüsünün zenginliği, doyumsuz güzellikteki Ölüdeniz manzarası, denize sıfır inen tatlı bir eğim ve daha pek çok nedenle Babadağ, rakipsiz bir yamaç paraşütü merkezi konumundadır.
Diving (Dalış)
Fethiye'de çok sayıda dalış okulu ve kulübü tarafından dalış turları düzenlenmektedir.
Rafting
Seyahat Acentaları tarafından Eşen çayı ve Dalaman Çaylarında rafting ve kano hizmeti verilmektedir.
Fethiye Müzesi
1960'lı yıllarda depo müze olarak kurulan Fethiye Müzesi 1987 yılında yeni binasının inşa edilmesiyle teşhir'tanzim yapılarak ziyarete açılmıştır. Arkeolojik Eserler Salonu ve Etnografik Eserler Salonu olmak üzere iki teşhir salonu vardır.
Arkeoloji bölümünde seramik eserler, heykeller yer almaktadır. Bunların içinde Likçenin çözümünde önemli bir rol oynayan bir trilingual (üç dilde) stel, Kumrulu Genç Kız heykeli de bulunmaktadır. Etnografik bölümde yöreye has el dokuma örnekleri, dastar tezgâhı, gümüş takılar sergilenmektedir. Açık teşhirde ise büyük taş eserler, lahitler, Izraza Anıtı teşhir edilmektedir.
Müze Tel: (+90-252) 614 11 50
Açık olduğu saatler: 09.00 ile 18.00
Açık olduğu günler: Pazartesi hariç hergün
Ne Alınır?
Fethiye Çarşı ve pazarlarında, yöre köylülerinin dokuduğu kaya halıları, üzümlü motifli destarları, yün ve kıldan yapılan kolonlar, heybeler ve çuvallardan, Karaçulha kilimlerinden alınabilir.
Bunları yapmadan dönmeyin
Ölü Denizi görmeden
Kelebekler Vadisine gitmeden
Göcek'de balık yemeden
Kayaköy'ü görmeden
Fethiye'de üretilen Üç Telli, Sipsi ve Kabak Kemani almadan
Yöresel çalgıların, dansçıların katıldığı Türk gecelerini izlemeden
Yaylada kıl çadırda kalmadan
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
İstanbul
Yüzölçümü: 5.712 km²
Nüfus: 7.309.190 (1990)
İl Trafik No: 34
"Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe değer." Bir koluyla Asya'ya, diğeriyle Avrupa'ya uzanarak iki kıtayı da kucaklayan kenti Lamartine böyle tanımlıyor.
Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmpatatorluğuna başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir. İstanbul'daki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten büyülemektedir. Müzeleri, kiliseleri, sarayları, camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez tükenmez nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında şöyle bir arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde, insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini birden anlar ve İstanbul'un "dünyanın merkezindeki" şehir olduğunu hissedersiniz.
Şehrin en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasında kalan yarımadada yer alır. Kentin tepelerinden yükselen 500'ü aşkın caminin sulieti başdöndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini geçmiş zamanla bugün arasında bir rüyada gibi hisseder! Altı minaresiyle İstanbul'un sembolü haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile "Mavi Cami" diye anılan Sultanahmet Camii'ni mutlaka görmelisiniz. Karşısında, İmparator Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş olan ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler örneği olan bu yapı, Hz. İsa'yı, Hz. Meryem'i ve imparatorları tasvir eden nefis mozaik panolarla bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem abideyi seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık sanatının zirvesidir. Kanuni Sultan Süleyman'ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.
Marmara'ya ve Boğaz'a hakim bir tepe üzerinde, 400 yıl boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi merkezlik etmiş olan Topkapı Sarayı yer alır. Topkapı'da Çin Porselenleri koleksiyonunu, altın işlemeli ve değerli taşlarla süslü tahtları, sultan kostümlerini, masallardakileri andıran mücevherleri, nadir elyazması kitapları, yüzyıllarca merak uyandırmış olan harem salonlarını görebilirsiniz.
Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının yapıldığı Bizans Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden kalma üç dikilitaş bulunur.
Yerebatan Sarayı Bizans döneminde yapılmış en önemli su sarnıçlarından biridir. En güzel Bizans devri eserlerinden biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve fresklerle süslü orijinal dekorunu muhafaza etmektedir. İstanbul'da görmeden edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir. Burası, Eyüp Sultan'ı ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar.
İstanbul tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu, yenilendiği bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı labirentvari yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin izlerini taşımakta ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer önünüze; büyüleyici mücevherler, bakır eşyalar, halılar, çeşit çeşit deri ve süet giyim... Cazibesine kapılınca en ufak bir yorgunluk duymadan saatlerce dolaşabilirsiniz bu çarşıda.
Boğaz'da bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına girecektir. Boğaz'ın iki yakasında sıralanan her birinden ayrı bir sevda masalının sulara yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar, Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları, balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz'in vahşi sahillerinde denize girip ardından Marmara'nın sakin kıyılarında bir çay bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilirsiniz.
Eşsiz tarihi ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar, gece kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve dükkanlar İstanbul'u konferans ve kongreler için dört dörtlük bir mekan yapmaktadır.
Önemli Semtler
Boğaz
Avrupa ve Asya'yı ayıran Boğaz'da Karadeniz'e doğru geleneksel ve unutulmaz bir deniz gezisi yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış sayılamaz. Büyük bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan kıyıları geçmiş ve günümüzün karmasıdır. Yalıların yanında modern oteller, taştan hisarların yanı başında rustik saraylar ve küçük balıkçı köylerinin hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar... Boğaz'ı görmenin en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen yolcu vapurlarından birine binmektir. Eminönü'nden başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret ediyormuş gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak devam eder. Gezi, aşağı yukarı 6 saat sürmektedir. Eğer gezi özel bir biçimde gerçekleştirilmek istenirse, bu konuda gece veya gündüz kısa düzenlemeler yapan ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir.
Haliç
Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbul'un Avrupa tarafını bölmektedir. Dünyanın en tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve Osmanlı donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada toplanmışlardır. Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu yerin kıyıları bugün hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir. Haliç'in ortasına doğru gidildiğinde yer alan Fener ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı döneminden kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu sokaklar bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır. Biraz yukarıdaki Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir.
Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu mezarlıklar kaplamaktadır. Dualarının kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp Türbesini ziyaret ederler. Bu tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi manzaranın keyfine varmak için mükemmel bir mekandır.
Beyoğlu Ve Taksim
Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir. Avrupa'nın ikinci eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır. Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin başlangıcıdır. Eski tramvayların tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile çevrilidir. Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi - 18. yy. eseri) güzel bir yapıdır. Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar vardır. Bir yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı... Sonra cadde boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri... Taksim meydanına ulaşan cadde eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve gecelerine yeniden kavuşmuştur.
Türk'ün Kurtuluş Savaşını, Atatürk ve arkadaşlarını sembolize eden, göz okşayan abide Taksim meydanını süslemektedir. Yeni metronun ana terminali meydanın altında, Atatürk Kültür Merkezi de kuzeyde yer almaktadir. Beş yıldızlı Hyatt ve Intercontinental Otelleri Taksim Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli de buradadır. Sınıfında Türkiye'de yapılan ilk otel olan Hilton (1955) halen en meşhur ve en iyi olma özelliğini korumaktadır. Radyo Evi, türünün en zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi, Lütfü Kırdar Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu civardadır.
Sultanahmet
Tarihi yarımadanın batı ucunda yer alan semtte farklı İmparatorlukların önemli dini, idari ve sivil yapıları yer almaktadır. Tarihi Sultanahmet meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı, Sultanahmet Camii, Hippodrome, Dikilitaşla gibi tarihi eserlerle çevrilidir.
Ortaköy
Boğazın en güzel yerine tahtlanan, zamanında padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy Osmanlı Dönemi'nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve cami kilise ve sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı ve içindeki seyyar "entel pazarı", hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş merkezlerinden birisidir.
Sarıyer
Tarabya'dan sonraki virajdan Boğaziçi'nin Karadeniz'e kavuşması ilk defa görünür. Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır. Büyükdere'den ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır. Sarıyer ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile Boğazı gezenlerin Avrupa yakasındaki son iskeleleridir. Balık lokantaları ile şöhretli her iki komşu semt ve karşı kıyıda bulunan Anadolu Kavağı tatil günleri çok kalabalık olur.
Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece yeşil koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir. Her iki kıyıda son yerleşimler Karadeniz'e komşu Anadolu ve Rumeli Fenerleri ile balıkçı köyleridir.
Üsküdar
Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen bir semttir. Karşıya, Avrupa'ya geçişin iskelesidir. Meydandaki 16. yüzyıl camileri, ortadaki abidevi çeşme, sahildeki minyatür Şemsi Paşa Cami ve Medresesi Türk sanatının güzel örnekleridir. Tarihi Karacaahmet Mezarlığı ve daha ilerideki büyük ve küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın sırtlarında bulunur. Tepeler çamlıklarla örtülü olup, Adaların ve Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir.
Kadıköy
Marmara sahillerindeki güzel Kadıköy'de tarihi yapı bulunmaz. Istanbul'un son yüzyılda hızla gelişen semtlerinden biridir. Antik Kahlkedon yerleşim biriminde sonraları bir çok manastır inşaa edilmişti. M.S. 5. yüzyıl Hıristiyanlık dünyası önemli konsül toplantıları burada yapılmıştı. Eski bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza gelebilmiştir. Yat Kulüpleri, marinalar, geniş caddeler, Kadıköy sahilleri boyu uzanır.
Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir. Meşhur Bağdat Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür. 1908 yılında tamamlanan Prusya mimari üslubundaki Haydarpaşa Tren İstasyonu, Üsküdar çıkışındadır. İstasyon Bağdat demiryolunun ilk (veya son) duraği idi. Yandaki yamaçta Kırım Savaşında hayatlarını kaybeden Ingiliz ve Fransız askerlerinin mezarları ve abideleri, büyük askeri hastanenin yanında bulunmaktadır.
Ticari liman tesisleri arkasındaki tepelere yerleşmiş iki büyük bina vardır. Saat kuleli olan eski Haydarpaşa Lisesi, şimdi üniversitedir. Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan Selimiye Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında buradaki yaralılara hemşirelik yapan Florence Nightingale anısına kaldığı oda o günlerdeki gibi korunmaktadır.
Şile
Üsküdar'dan 50 km. mesafedeki şirin ve güzel turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir. Kısmen tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan viraj yol ile geniş ve meşhur Şile plajlarına ulaşılır. Balıkçı barınaği, Ceneviz kale kalıntısı ve şöhretli feneri görülmeye değer yerlerdir. Batıda plajlar, kasabanın doğusunda da bir sıra küçük kumsal koy uzanır. Yaz aylan hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon ve oteller mevcuttur.
Adalar
Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları, Marmara Denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 8 adadır. Haliç girişi ve Kabataş Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar. Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar, saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybeliada'da Bizans'ın son yapısı, Meryem Ana'ya ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.
19. yüzyıl başlarında servise giren buharlı vapurlar ile Adalar'a ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştır. Büyükçe olan, yan yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar, çamlık korularla kaplı olup, plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından eylül sonuna kadar kalabalıklaşan Adalar diğer zamanlarda tenhadır. Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır.
Her adada bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki ve meşhuru Burgaz Adasındadır. Hikaye yazarı Salt Faik Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kahve olmuştur. Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada'nın ikiz tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adası'na bakan tarafta halk plajı ve Deniz Kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahlan adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylannda da nispeten hareketlidir.
Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Ada'dır. Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan yarım tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir. Dil Burnu mesire alanı tercih edilen güzel bir yerdir. Iskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19. yüzyıl yapısı eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir. Yaz aylarında servis veren dört oteli vardır. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar adaları gezenlerde unutulmaz anlar bırakır. Sonraki Sedef Adası sakinlerinin dışında gelenlere plajı ile açıktır.
İstanbul Çevresi
İstanbul'un dışından 25. km.de, Karadeniz'in Avrupa kıyısında Kilyos'un geniş kumsalları yaz aylarında İstanbulluları çekmektedir. Karadeniz'den içeride, Avrupa kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbul'un çevresindeki en geniş ormandır. İstanbullular, hafta sonlarında, gölgeliklerinde, mangallı aile piknikleri yapmak amacıyla arabalarıyla buraya giderler. Yöredeki 7 adet eski su deposu ve bazı doğal kaynaklar farklı bir atmosfer oluşturur. Osmanlı su kemerlerinden 16.'ncı yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en muhteşemidir. Golf Kulübü'nün üzerinden geçen yine Sinan'ın eseri 800 m. uzunluğundaki Sultan Süleyman Su Kemeri Türkiye'deki su kemerlerinin en uzunlarından biridir.
İstanbul'dan 25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19'uncu yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında kurulmuştur. Köy atmosferi içinde yürüyüşler, atlı gezintiler yapmak, buraya ilk gelenlerin yakınlarınca sunulan geleneksel Polonya yemeklerinden tatmak için Polonezköy, İstanbulluların uğrak yeridir. Üsküdar'a 70 km. uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şile'nin kumsalları, restoranları ve otelleri burayı İstanbul'un en hoş tatil mekanlarından biri haline getirmektedir. Turistik açıdan popüler olan yöre, tanınmış Şile bezinin üretildiği yerdir.
Bayramoğlu - Darıca Kuş Cenneti ve Botanik Parkı İstanbul'un 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme yeridir. Yaya yürüyüş yolları, restoranları ile bu devasa park dünyanın farklı bölgelerinden gelen kuş çeşitleri ve bitkilerle doludur.
Marmara Denizi'ndeki günlük seyirlerinden sonra yatçıların marinasına yanaşabildiği şirin Eskihisar balıkçı kasabası İstanbul'un güneydoğusundadır. Türkiye'nin 19'uncu yüzyıl büyük ressamı Osman Hamdi Bey'in kasabadaki evi müzeye dönüştürülmüştür. Eskihisar ve Gebze arasında yer alan Anibal'ın mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki sitlerdendir.
İstanbul'dan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri Silivri'de birçok İstanbullunun yazlık evi bulunmaktadır. Burası harika restoranları, spor ve sağlık merkezleri ile büyük bir tatil yeridir. Konferans merkezi de iş - tatil karışımı faaliyetleri ve "kültür turizmi" için şehrin hızlı temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir. Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbul'u Silivri'ye bağlamaktadır.
Dokuz ada ile bezeli Marmara Denizi'ndeki adalar Bizanslı prenslerin sürgün yeriydi. Bugün artık varlıklı İstanbulluların yaz aylarında serin meltemlerine ve 19'uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır. Adaların en büyüğü Büyükada'dır. Çam ağaçları arasında harika bir fayton gezisi yapabilir veya adanın çevresindeki sayısız küçük koylardan birinde denize girebilirsiniz!
Diğer popüler adalar Kınalı, Sedef, Burgaz ve Heybeliada'dır. Muntazam araba vapuru seferleri adaları her iki Avrupa ve Asya kıyılarına bağlamaktadır. Yazın Kabataş'tan hızlı deniz otobüsü servisi vardır.
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Dört mevsimde dört ayrı doğal güzellik: Abant... Denizden 1328 metre yükseklikte, çevresi çam ormanlarıyla kaplı bir tatlısu gölü. Tertemiz havası, doğal güzelliğiyle büyük kentlerin kargaşasından alabildiğine uzak, gönlünüzce soluklanabileceğiniz bir cennet. Ünü tüm Türkiye'ye hatta yurtdışına bile yayılmış olan ve dört mevsimde dört ayrı doğa güzelliği sergileyen Abant Gölü yeşilin üstüne beyazlarını giymeden önce sararan yaprakların gölgesinde sonbaharı bir başka yaşıyor. Kışkırtıcı güzelliğiyle doğasever gezginleri etkisi altına alıp, kendine hayran bırakıyor. Doğa tutkunu genç serüvenciler, trekkingçiler, en kısa tatilleri bile değerlendirenler zaten Abant'ın yolunu gözleri kapalı biliyorlar.
İki üç günlük doyumsuz bir tatil düşleyenler!.. Yılı karınca misali çalışıp çabalamakla geçirmiş, ama bugünlerde bulduğu tatil fırsatını nasıl değerlendireyim diye düşünen işkolikler!.. Nikah masasından yeni kalkmış, balayı için adres arayan çiçeği burnunda yeni evliler!.. Evlilik yıldönümlerini kutlamak isteyen gönlü genç yaşlı çiftler!.. Hafta sonları can sıkıntısından şikayet edenler!..Toplantılarını Abant'a kaydırıp iş ve tatili birlikte yaşamak isteyen kuruluşlar… Kışın çocukları kar ve kızak tutkunu anne babalar!.. Abant tatil severlere her mevsim çeşitli alternatifler sunuyor.
Ulaşımın çok kolay olduğu Abant Gölü ve çevresi, kışın karlarla örtülü ormanlarıyla, sonbaharda sararan, kızaran bitkilerin renk cümbüşü altında yenilen nefis lezzetteki ızgaraları ve alabalıklarıyla, tertemiz dağ havasıyla çarpıcı güzellikler sergiliyor.
Abant, denizden 1328 metre yükseklikte, toprak kaymaları sonucu oluşmuş bir tatlısu gölü. 1.28 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. En derin yeri 18 metre. Her yanı ormanlarla kaplı. Hoş kokularıyla çam, köknar, kayın ağaçları çoğunlukta. 6.5 kilometre tutan göl çevresinde tur atmanın keyfi ise bambaşka. Kıyıları nilüfer çiçekleri ile kaplı yer yer sazlıklarla çevrili göl'ün konukları temiz dağ havasını soluyarak huzurlu yürüyüşler yapabiliyor, arzu edenler çevresini bisikletle turluyorlar. Gölün büyük bölümünde kiralık atlarla dolaşma veya faytonlarla nal sesleri eşliğinde gezilere çıkma, ters ışıklarda fotoğraf çekmek, gibi zevkler de bulunuyor. Her noktasından, her açıdan başka türlü görünen gölün en güzel ve tamamını görebilme zevki ise Mudurnu yolu başlangıcındaki tepede yaşanıyor.
Lezzetli alabalıkların bulunduğu ve olta balıkçılığı zevkinin dört dörtlük tadıldığı Abant Göl çevresi, bitki ve hayvan türleri açısından oldukça zengin. Kuşlar, sincaplar, su samurları bir yana, bölgede bir de geyik üretme çiftliği bulunuyor.
Çevrede dolaşmanın, koşu yapmanın sonrasında ailece kendin pişir kendin ye tarzı ağaç masalarda, toprağa basarak açık hava piknikleri yapmanın tadına ise doyum olmuyor.
Göl yüzeyinin kış mevsiminde donmadığı zamanlarda gölde su bisikleti ve sandalla gezme olanağı da bulunuyor.
Kışın atların çektiği kızaklarla göl turu yapılırken, yılın her ayında kır gazinolarında, kafelerde kahve veya çay içip dinlenebiliyor ya da yemek ihtiyacı karşılanabiliyor.
Göl alanı yolu boyunca ve girişte yöre sakinleri kurdukları tezgahlarda, yörenin kendine özgü tarhana, erişte, yağlı peynir, tereyağı, çam balı ve çeşitli meyveler gibi köy ürünlerini satıyorlar. Bunlara dağ havasının ayrılmaz parçası sucuk-ekmek satıcıları da ekleniyor. Bir çoğu Mudurnu köylerinden gelerek getirdikleri özellikle cevizler, kestaneler, patatesler, kuşburnu ve alıç isimli kolye misali ipe dizili dağ yemişleri alıcı buluyor.
Abant Otel işletmecileri, 35 yıldır doğanın bekçiliğini yaptıklarını, müşterilerine konforlu bir dağ oteli hizmeti verdiklerini belirtiyorlar. Otellerde yüzme havuzu, sauna, çocuklar ve büyükler için oyun salonları, barlar, restorantlar, TV odaları, spor üniteleri bulunuyor. Abant, kongre turizmine ve spor takımlarına da kamp için hizmet veriyor.
Dünyanın sayılı tatil merkezlerinden biri haline gelmesi planlanıyor. Abant'ta Orman Bakanlığı Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü tarafından hazırlatılan çalışmalarda Ekolojik dengenin sağlanması, kirliliğin önlenmesi, Abant yakınlarında bulunan Çepni Yaylası Çaltepe doruğunda 3 pistli kayak merkezi yapımı, Abant göl çevresinde dolaşım amaçlı raylı sistem kurulması, bisiklet yol ilavesi, gölü çevreleyen alanda bulunan elektrik direklerinin yer altına alınmasıyla görüntü kirliliğinin kaldırılması, sekiz ayrı yere seyir terası kurulması ve bunlar arasında bağlantı sağlayan patika yol yapımı
NE YENİR?
Bolu Dağı yol boyunca, et ızgara türü lokantalar ve restoranlarla dolu, adımbaşı ocakbaşı keyfi yaşanıyor. Yol üzerindeki yoğun trafiğin getirdiği bereket Bolu tüneli hizmete girene dek devam edeceğe benziyor. Abant yolunda işporta satıcıları, sucukçulara sıkça rastlanıyor. Bolu Dağı mevkii Koru Otel'in restoranında özel special koru kebap, şiş veya tavuk ile yapılıp üzerine kaşar eritiliyor ve bakır kapaklı sahanda üstü kapalı sunuluyor. Bıldırcın ızgara, kaşar peynirli domates çorbası, kaymaklı ekmek kadayıfı en çok siparişi verilenler! Açık büfe kahvaltı çok zengin çeşitler içeriyor. Otobüs şirketlerinin mola yerleri bir başka alternatifiniz olabilir. Koru Market dağ çileği, reçeller, bal, Abaza, dil, tulum, köy, beyaz, kaşar peynir çeşitleri, Bolu tereyağı, Mudurnu'nun Saray Helvası, çeşitli hediyelikler alabileceğiniz zengin bir market. Ayrıca, içersine çeşitli baharatlar ilave edilmiş olan vitamin deposu çökelek alınabiliyor. İnce kıyılan çökelek içine kıyılmış taze soğan, domates, yeşil biber, maydanoz, nane ilavesiyle üzerine zeytinyağı dökülerek sabah kahvaltınıza çeşit katabilir, yemekler yanına salata olarak sunabilir, lahmacun gibi açılmış hamurun üzerine sürerek fırında pişirebilirsiniz. Keçiboynuzu (Harnup Pekmezi) alabileceğiniz bir başka lezzet kavanozu. Kolestrolü düşürüp, güce güç katan, tansiyonu düzenleyip, kalbi takviye eden, kan yapıcı, dişleri besleyici, kemikleri geliştirici, bağırsakları çalıştırıcı doğal şeker içeren pekmezin sade veya tahinle ya da yoğurtla karıştırılarak yendiği belirtiliyor. Andız pekmezi ise bronşit, öksürük, sarılık, kaşıntı, egzama, mide bulantısı, akciğer, karaciğere faydalı olduğu ibaresi ile aynı rafta sunuyor. Andız ağacı veya andız diye isimlendirilen ağacın kökünden yapılan pekmez sade olarak günde üç tatlı kaşığı olarak veya eşit oranda süzme bal ile karıştırılarak tüketiliyor. Marketin ilgi çeken bir başka çeşidi de Deniz Yosunu. Balığın yanında vazgeçilmez olan bitki türü suya konup tuzu alındıktan sonra üzerine limon sıkılarak zeytinyağı, pul biber ilavesiyle yeniyor. Vücuttaki iyot eksikliğini giderip guatr hastalığına iyi geldiği söyleniyor. Abant Yolu üzerinde Abant Alabalık Restoran ve Tesisleri, Nadir Karaçay tarafından işletiliyor. İçkisiz restoranda Tereyağlı alabalık, Bıldırcın tereyağlı, mevsim salatası, yöresel baklava, zeytinyağlı mezeler, sucuk ve turşusu yenebiliyor. Restorant bahçesinde evcil ve bazı kümes hayvanları görülebiliyor, salıncak, çocuk parkı oyun araçları bulunuyor.
Tesis her gün açık. Abant yolu 20. km.Tel no:0.(374) 224 51 60
Göl kenarında ise çeşitli seçimler yapabileceğiniz restoranlar, kafeler ve zengin çeşitli açık büfe otel restoranları seçenekler arasında yer alıyor.
NASIL GİDİLİR? Abant, Bolu'ya 32 km uzaklıkta. Ankara ve İstanbul'u birbirine bağlayan uluslararası E-5 kara yolunun Bolu Dağı mevkiinden sapıldığında Abant Yolu başlıyor. İstanbul'dan otoyolu kullanarak çıkanlar Kaynaşlı yol ayrımına kadar gelebiliyor, daha sonra ücretli otoyoldan ayrılıp tek yönlü yol ile Bolu Dağını tırmanarak Abant sapağına ulaşıyorlar. İki yanı ağaçlarla kaplı 21 km'lik yolun sonunda Abant Gölü Milli Park giriş gişesi var. Eğer özel aracınızla geldiyseniz ve Büyük Abant Oteline gidiyorsanız sola, gölün çevresini aracınızla dolaşacaksanız girişten itibaren sağ yönü takip ediyorsunuz. Kıyı boyunca geniş yerlerde park yaparak mola verebilirsiniz. Otobüs ile Bolu'ya geliyorsanız, kentten Abant'a minibüs seferleri var. Abant yolu ,mevsim şartları ne olursa olsun sürekli açık tutuluyor.
Göl çevresinde kiralık atlara binmek isteyenler mesafeye göre 3-5 veya 20 milyon TL ödüyorlar.
Abant'a yapacağınız gezi için tecrübeli elemanlar rehberliğinde tur düzenleyen Nes Travel seyahat acentasını terçih edebilirsiniz. www.nestravel.com
Tel: 0(212) 244 31 31
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
NEREDE KALINIR? Abant'ta iki büyük otel var. Büyük Abant Oteli. 95 odası ve 190 yatağı ile hizmet veriyor. Diğeri son yıllarda yapılan Abant Palace. 171 odalı ve 350 yatak kapasiteli. Her iki otel de tüm konukların ihtiyaçları karşılayacak üniteler bulunuyor.
Taksim International Abant ve
Taksim International Abant Köşkü: 0(374) 224 50 12 Büyük Abant Oteli:
Tel : 0(374) 224 50 33 (Pbx)Faks: 0(374) 224 50 31
Petro Club Abantbey Yaylası (Apart Otel): 0(374) 225 28 80
Doğa Köşkü Abant Pansiyon: Abant'a 8 km.
Dereceören Köyü, Abant
Tel: (0-374) 237 11 07
Bolu Dağı İstanbul yolu üzeri Koru Otel: 0(374) 225 22 90-94
Not:128 odalı otelin zemin katı odaları kasvetli ve kahvaltı salonu havasız.
Abant göl çevresi, çadır kurup kamp yapmaya, karavan turizmine elverişli imkanlar sunarken bir başka seçenek ise Abant'a 18 km. uzaklıktaki Mudurnu'da daha ekonomik fiyatla konaklama yaparak Abant Gölü'nden günü birlik yararlanmak.
Mudurnu Hotel Yarışkaşı Konağı:
Tel: 0(374) 421 36 04
Güneye uzanan son nokta: Adrasan
Akdeniz bölgesinin haritasını gözünüzün önüne getirin. Antalya'dan Kaş'a doğru en uç çıkıntı, yani güneye uzanan son nokta, "Gelidonya Burnu"na gidiyoruz. Bu bölgede coğrafi konum itibariyle güneş denizden doğup, denizde batıyor. Yine burada kontak kapatıyor ve kendinizi Akdeniz'in boncuk mavisi sularına bırakıyorsunuz. Adrasan, Antalya'nın Kumluca ilçesine bağlı ve 1996 yılında belde olmuş. Çevresi çam ağaçları ile kaplı ilginç bir koya sahip. Karadan denize ters rüzgarlar alıyor ve bu yüzden rüzgar gücünün egemen olduğu geçmiş yıllarda yelkenliler bu koya giremeyip medeniyet izlerini Olympos, Phaselis, Antalya limanlarına taşımışlar. Adrasan ismi Rumca'dan geliyor ve belde yeni adıyla Çavuşköy olarak da tanınıyor. Sırtını Beydağları'na dayamış olan koyun zemini kum ve denizi sığ çevresi ise karayolu olmayan birbirinden ilginç doğal güzelliklerle dolu. Su sporlarına meraklı olanlar için de, eşi bulunmaz bir parkur niteliği taşıyor. Deniz suyu sıcaklığı yüksek ve sezonu uzun yörede, özellikle berrak ve 29 metreye yakın sualtı görüş mesafesine sahip deniz, balıkadam ve sualtı fotoğrafçıları için yeterli şartları oluşturuyor. Adrasan Koyu, Deresi ve Çevresi
Tarifi zor bir atmosfer ayrılmak istemeyeceğiniz bir ortam. Gerçek dinlenmenin tam adresi Adrasan. Antalya, zaten turistlerin olmuş, bir kalabalık, bir sıcak, bir telaş kent içinde yoğrulurken Adrasan Antalya'nın 100 km uzağında huzur, sakinlik, vaat ediyor.
Antalya - Kaş yolu üzerinden ayrılıyor denize doğru 22 km lik yolu kullanarak Adrasan'a iniyoruz. Belde girişine yaklaşırken karşımıza çıkan çınar ağacı pek dikkat çekmese de sola Adrasan Deresi paralelinde denize yaklaşırken bambaşka bir dünya ile tanışıyoruz. Yola gündüz çıkanlar eğer hava karardıktan sonra yöreye ulaşıyorlarsa bu daha da şaşırtıcı oluyor.
Derenin yol tarafında araç trafiği, otopark imkanı için kullanılırken İstanbul Boğaz köprüsüne benzeyen sistemle kurulmuş olan asma köprüler tesislerin bulunduğu karşı yakaya geçme imkanı sağlıyor. Gerek köprülerin gerekse tesislerin dizaynını gösterir şekilde dizilmiş şerit ampuller farklı bir atmosfer yaratıyor. Denize doğru aktığı belli olmayan Adrasan Deresi içine kurulmuş özel loca teraslar ve çevresinde yüzen ve bir türlü doymak bilmeyen ördekler, kazlar şaşırtıcı bir güzellik sergiliyor. Özel hava akımına sahip dere boyunca esintili hava doğal klima görevi görüp nemi dağıtarak serinlik sağlıyor. Ocak Şubat aylarında yağışların etkisiyle derenin su seviyesi yükseliyor. Bunun dışında kalan zaman içinde ılık bir kış geçirmek isteyen yerli yabancı turistler değişken ve zindelik veren taze havanın keyfini sürüyorlar. Uzun bir yaz mevsimi olan Adrasan'da anıtlaşmış çınar ağaçları gölgesinde konaklayan tatilciler zamanın büyük bölümünü bahçe, teras ve Adrasan'ın 100 adım uzaklıktaki ünlü kumsalı ve denizinde geçiriyorlar. Kumluca ilçesine bağlı Adrasan'ın 2 km'lik kumsalı boyunca koyun sol başı Dere Mevkii olarak anılıyor. Tahtalı Dağları'ndan doğan kaynak suyu bünyesinde levrek, kefal gibi balıklar da barındırıyor. Koyun sağ başı ise otellerin pansiyonların bulunduğu hatta ikinci sokağın da açıldığı yoğun bölüm olarak da dikkat çekiyor. Çevreye ve yürüyüşe meraklı olanlar için trekking alanları bulunuyor. orman yolunu tercih edenler denize bakarak yürüyor. Bu yol iki saatlik bir normal yürüyüşle Sazak Koyu'na götürüyor. İkinci seçenek de Adrasan Koyu'ndan Gelidonya Burnu'na yürünebiliyor. Bu güzergahta Mavikent Kesebaşı'na ulaşılıyor. Gelidonya Deniz Feneri'ne gitmek isteyenler belli bir noktaya kadar araç yoluna da sahip olan hat üzerinde, daha sonra zeytin ağaçları arasında rampa yukarı doğal ortamda yürüyüşlerini tamamlıyorlar. Mavikent-Gelidonya arasında denizin en haşin anında bile en sakin sığınak yeri olarak ünlenen kumsalı ve plajı ile cazibesini koruyan Oturak Koyu görülebiliyor. Oturak Koyu'ndan yakınlarında Karaöz Mahallesi ile karşılaşanlar Ankaralıların mekanı olarak bilinen 200'e yakın villanın süslediği günübirlik piknik alanlarına sahip bir başka özel koya giriyorlar. Karaöz'ün devamında sahili takip ederek Papaz İskelesi adlı koy çam ağaçları gölgesinde bir başka günübirlik piknik alanı olarak hizmet veriyor. Diğer yandan obaların da yer aldığı Antalya'nın en büyük kıyı şeridi olan Mavikent'te Finike'ye kadar ulaşan 25 km'lik kumsal istikbal vaadediyor. Adrasan'da düzenlenen faaliyetler arasında dalgıç okuluna kayıt alan öğrenciler, tatile gelenler dalış kursları alabiliyor. Hergün grup dalışları Üçadalar mevkii ile Pırasalıada ve Suluada mevkii'nde 25-30 metrede gerçekleştiriliyor ve öğrenciler kurs sonunda dalış sertifikalarına kavuşuyorlar.
Papaz Koyu'na yanaşan tekneler tuttukları balıkları Reis Balıkçılık irmasına teslim ederken diğer amatör balıkçılar da kayalık mevkiilerde zıpkınla veya oltayla balık iri balıklar yakalayabiliyorlar.
Bölgede Musa Dağı'nın zirvesinde 170 dönüm üzerine kurulu ilk Olympos, Fethiye-Antalya Lykia yolu üzerinde 2,5 saatlik yürüyüşle görülebiliyor. Harabeler arasında sarnıçlar, kent giriş kapısı, küçük tiyatrosu, güney tepesinde ikişer katlı villalar, kemer kalıntıları, kazı çalışmalarıyla gün ışığına çıkmayı bekliyor. Olympos denizi gören tepenin diğer yüzü Adrasan Ovasını seyrediyor. Avusturyalı arkeologların buluntularına göre taşlar üzerinde yazılı olan Teo Olympos "Tanrı için Olympos" anlamına geldiği belirtiliyor. Yıkılan taşlardan geriye "OLYM" harflerini gösteren oyma taşlar görülebiliyor. Çeşitli baskınlar sonucu Olympos'tan sürülen Olymposlular bugünkü Olympos'a gelmişler. Bu nedenle günümüzdeki Olympos bu isimle anılırken gerçek Olympos'un Musa Dağı tepesinde olduğu belirtiliyor. Adrayanos döneminde gözcülük amacı için yapılmış iki kale günümüzde de varlığını sürdürüyor.
Yörede ki yayla'da yaşayan yörük köylüleri kendi ürettikleri tulum peyniri, tereyağı, kokulu portakal balı ve köy yumurtasını çevredeki turistik tesislere vererek değerlendiriyorlar. Tekne turları
Adrasan'dan günübirlik tekne turlarına katılanlar için, iki seçenek bulunuyor. Bunlardan birincisi 3300 yıl önce batıp Amerikalı deniz bilimcisi George Bas'ın üzerinde çalıştığı Fenike batığının bulunduğu Gelidonya Burnu ve Beş adalar yönüne. Diğeri ise bu turun tam aksi yönüne yapılan Sazak, Porto Ceneviz koyları turu.
Önce birincisine, Gelidonya Burnu tarafındaki Suluada'ya gidiyoruz. Sabah 10:00 gibi Adrasan sahilinden kalkan ve kişi başına 15 milyon ödenen yemekli tam gün gezilerden birine katıldım. İlk durak Suluada. Küçük bir ada olmasına karşın, adanın içinden yaz-kış soğuk olan bir su çıkıyor. Böbrek hastaları için taş düşürmede ve kum dökmede faydalı olduğu söyleniyor. Akdeniz foklarının (Ayı balığı da deniyor) barınağı olan adada, balıkçılar daha çok kışın koloni halinde yaşayan fokları gördüklerini anlatıyorlar. Yol boyunca yunuslar uzaklarda da olsa, teknedekilere eşlik ettiklerini gösteriyorlar. Yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonrası, Suluada'nın uzak tarafına geçip küçük beyaz çakıl taşlarından oluşan cam göbeği renkli plaja demir atılıyor. Gün içinde 3-4 teknenin yanaştığı bu plajda, kendinizi doğanın natürel dokusu içinde buluyorsunuz. Şnorkel ve gözlükle deniz dibine dalıp merakınızı gideriyor, tekneden sahile, sahilden tekneye defalarca yüzüp temiz havanın etkisiyle iştahınızın açıldığını görüyorsunuz. Öğlen saatlerinde tekne mürettebatı mangalları yakmaya başlıyor. Balık, tavuk, et ızgara, cız-bız kokuları birbirine karışıyor. Ekmekler kesiliyor, mevsim salataları yapılıp, limonlar bölünüyor, altın sarısı renkli patatesler kızartılıyor. İşte tam bu sırada tuz oranı hayli yüksek denizden nasibini almış, baterinin cam derisi gibi gergin, bronzlaşmış teninizle denizden çıkıp teknenin gölgelik bir yerinde serinliyorsunuz. Ortaya konan yemeklerden tabağınıza alıyor ve soğuk içeceklerle hafif hafif beşik gibi tatlı tatlı sallanan teknede yemeye başlıyorsunuz. Benim bindiğim teknenin müzik yayını yapan hoparlörlerinden bilmem kaçıncı baharını yaşayan "Gal kaplanı" Tom Jones'un "best"leri duyuluyordu. Kesinlikle 5 yıldızlı restoranlarda bulamayacağınız bu keyif sırasında, bir an gözlerinizi kapayıp gerçek tatilin bu olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Yemek sonunda kalan ekmek kırıntılarını denize attığınızda toplanan yüzlerce balık, denizi akvaryuma çevirmeye yetiyor. Öğleden sonraki dinlenme ve yüzme molalarında, sahildeki kumluk bölgelerde kızgın kum kürüne girme imkanı da var. Plajdan demir alıp Suluada'nın soluna paralel ilerleyen tekneler, adanın su seviyesinde kayıkların geçebileceği bir tünele geliyorlar. Doğanın bu şaşırtıcı sürprizi, denizin kaya ile ilişkisini gözler önüne seriyor. Denizin durgun zamanında adanın arka yüzüne yanaşanlar, suyun kaynağına ulaşıyor ve kaynağın çevresindeki kayalıklara isimlerini yazmayı ihmal etmiyorlar.
Suluada'nın tam karşısında ise bir başka mola yeri, "Kelleci koyu" bulunuyor. Yatların sıkça ziyaret ettiği bu koyda da kayalardan süzülen tatlı su kaynaklarını görmek mümkün. İri taneli kum plajdan denize girilip buradaki molada teknelerde kesilen, soğutulmuş karpuzlar yeniyor. Saat 18:00'e doğru dönüşe geçilirken arzu üzerine Adrasan koy ağzındaki son deniz banyosu molasıyla geziye son veriliyor. Tuzlu suyun kavurucu etkisi, gölgede bile denizden yansıyan ışıklar ve ılık esen rüzgar nedeniyle bir günde yanabildiğiniz ya da en azından kızardığınız bu gezilerin ikinci seçeneğinde, yine Adrasan'dan çıkılıyor. Ancak bu kez Antalya yönüne sapılıyor. İlk durak yöre halkından bile pek az kişinin bildiği çok ilginç bir fiyord. Denizin "S" çizerek içeri haliç yaptığı bu bölüme, "Gemleyik" deniliyor. Kaçamak yapmak ve saklanmak için ideal olan bu doğa harikasının hemen yanı başında, hoş bir plaj bulunuyor. Aynı bölgede bir de küçük teknelerin dönebileceği büyüklükte mavi fosforlu bir mağara yer alıyor. Su altından karşı bölüme geçit veren bu mağaradan yaklaşık 40 dakikalık bir yolculukla, bu defa Sazak koyuna geliyorsunuz. Teknelerin uyuduğu doğal bir liman olan bu koya "Balayı koyu" da deniyor. Yarımadanın diğer tarafında bulunan koyun ismi ise "Porto Ceneviz". Bu yöne yapılan turlarda yine deniz banyoları, yemek molaları verilip doğanın tüm cömertliğini içinizde hissediyor, Adrasan'a dönerek tekne bağlıyorsunuz.
Adrasan'ın kapalı koyu, geniş ve uzun bir kumsala sahip. Her yerinden denize girme imkanı var. Koyun karşısındaki Musa Dağı'na bağlı Eliğ, tepesi çökmüş bir deveyi andıran silueti ile ilgi çekiyor. Koyun başında Markız tepesi yer alıyor. Adrasan koyunun her iki tarafından çıkılan orman içi yükseklikler, koyun ne kadar estetik olduğu konusunda fikir sağlayacak güzellikler sergiliyor. Çevre gezilerine meraklı olanlar için Olympos antik kenti, sönmeyen ateşiyle mitolojik dağdaki Yanartaş, en yakın gezi yerleri. Çıralı, Kaş, Demre, Myra, Patara, Xantos, Phaselis ve Antalya ise diğer uğrak yerleriniz olabilir. Gelidonya Feneri
Kumluca ilçesi taşlık Burnu'nda bulunan fener, Türkiye kıyılarının en yüksek feneri olup, 227 m yükseklikte ve denizden 3 km içerde yanıp sönmektedir. Ayak basılmayacak kadar sivri kayalıklar üzerine inşa edildiğinden ulaşım oldukça zordır. Fenere elektrik ulaştırılamadığından günümüz teknolojisinde hala elle kurularak çalıştırılmaktadır. Bu masalsı fener Akdeniz'deki görevine denizcilere hizmet vererek devam etmektedir.
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Homeros'un 'Ebedi mavilikler ülkesi' dediği ve bir diğer Bodrumlu Cevat Şakir'in de 'başka yerde olup nur içinde yatılacağına burada nur içinde yaşanır' demesi boşuna değildir. Tarih boyunca, önceki adıyla Halikarnassos, sonra da Bodrum, paylaşılamayan ve uğrunda hep mücadele edilen bir yer olmuştur.
Bodrum, doğu ve batı limanlarının birleşmesinden meydana gelen yarımada üzerinde yükselen kalesi ve iki limanın kıyılarına dizilmiş bembeyaz evleri, gümbetleri ve denize inen daracık sokakları şöhreti dünyaya yayılmış yatları, tersaneleri ile ünlü bir yöredir. Bugün Bodrum, bir tatil yöresinden beklenen tüm unsurları bünyesinde toplamış, yaz-kış yaşanabilecek önemli bir turizm merkezidir. Dünyanın dört bir yanından gelen zengin yatçılardan kısıtlı bütçesiyle bir pansiyonda uzun yaz tatili geçirebilen gelir gruplarına kadar tüm kesimlerin beklentisini karşılayacak donanıma sahiptir. Tarihçe
Bodrum geçmişte bir çok uygarlığa beşiklik etmiştir. Çağlar boyunca Ege adalarından gelenlerin sayısız istilasına uğrayan Bodrum, Akdeniz'de hakimiyet kurmak isteyenler için önemli bir merkez olmuştur. Ionia ile Likia arasında kalan bölgede diğerlerine göre daha küçük olan Karya (Karia) yer alır. Halikarnassos, (Bodrum) Karya'nın önemli şehirlerinden birisi oldu. Bölge tarihçi Heredot'u, tarihin ilk kadın amirali olan I. Artemisia ve onun kadar başarılı amiral olan II. Artemisia'yı, Leachares, Shepas gibi sanatçıları yetiştirmiştir.
Bodrum tarih boyunca Preslerin Makedon'ların, Roma İmparatorluğunun ve Bizans'ın egemenliği altına girmiştir. Bizans, 1071 yılında Malazgirt'te Selçuklu Sultanı Alpaslan'a yenilmesinden sonra Anadolu hakimiyetini kaybetmiştir. Osmanlı hükümdarı Mehmet Çelebi tarafından 1415 yılında Halikarnassos'a yerleştirmiştir. Rodos Şövalyeleri, bu günkü Bodrum Kalesini inşa ederek yörede egemenlik kurmuşlardır. Akdeniz'i bir Türk gölü haline getiren Kanuni Sultan Süleyman 1522 yılında düzenlediği Rodos Seferinde Rodos ile birlikte Bodrum'u da Osmanlı topraklarına katmıştır. İklim
Kışları ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Ancak yazın öğleden sonra esen "meltem" sıcağın etkisini azaltır. Ulaşım
Karayolu: Bodrum'a ülkemizin tüm illerinden düzenli otobüs seferleri ile ulaşılmaktadır. Otobüs terminali şehir merkezindedir. Otogar Tel: +90 252 3162637 Denizyolu: Yunan Adaları İstanköy'e (Cos) ve Rodos'a düzenli feribot seferleri yapılmaktadır. Bodrum'dan Datça (Knidos) , Didim ve Dalyan'a da deniz bağlantıları bulunmaktadır. Feribot ve deniz otobüslerinin hareket noktaları Ana Limandadır. Bodrum Feribot Acentesi: +90 252 3160882 Bodrum Express (Deniz Otobüsü): +90 252 3161087 Havayolu: Bodrum-Milas Havaalanı ilçe merkezine 30 km. uzaklıktadır. Ulaşım THY servisleri, taksi ve dolmuşlarla yapılmaktadır. Havalimanı Tel: +90 252 5230101
notepad Gezilecek Yerler
Antik Tiyatro
Bodrum-Turgutreis yolu üzerinde yeralmaktadır. 13.000 kişilik tiyatronun yapılan kazılardan sahne bölümü ortaya çıkarılmış ve oturma yerleri restore edilmiştir. Kaya Mezarları
Tiyatronun daha yukarısında ve yamaçta Helenistik ve Roma devrine ait kaya mezarları bulunmaktadır. Myndos Kapısı
Kentin batısında, Halikarnassos'un giriş kapılarından biriydi. Myndos kapısı iki anıtsal kule ile onların ardında şehre girilen kapının yer aldığı bir iç avludan oluşmaktaydı. Bu kapının kuzeyinde yer alan surlar ile kulelerin onarımının birinci aşaması 1999 yılında tamamlanmıştır. Çıfıt Kale (Aspat)
Yarımadanın güneybatısında Bağla koyuna yakın bir kayalık üzerinde kurulmuştur. Çeşitli uygarlıklara ait kalıntılar yer almaktadır. Stratonikeia Antik Kenti
Yatağan - Milas karayolu üzerinde bulunan Eskihisar köyündeki harabeler Karya, Roma, Bizans devirlerine ait zengin kalıntılara ev sahipliği yapmaktadır. Lagina Antik Kenti
Yatağan'ın Turgut mevkisindeki Hekate tapınağına toprak yoldan (9 km.) gidilerek ulaşılır. Karia'nın önemli merkezlerinden biri olan Lagina'nın antik bronz çağından beri yerleşim olduğu, yapılan kazılardan anlaşılmaktadır. Sedir Adeun (Kedreae) Antik Kenti
Gökova - Akyaka'dan ya da Çamlıköy'den denizyolu ile ulaşılabilen Sedir Adası, doğal ve tarihi güzellikleriyle yörenin gözde ören yerlerindendir. Apollo Tapınağı, tiyatro, antik liman ada da görülecek ilk kalıntılardır. Ünlü Kleopatra plajı da bu adadır. Sarnıçlar
Yarımadanın hemen tamamında Osmanlılar tarafından yapılan ve bugün 'Gümbet' olarak tanımlanan sarnıçlar görülür. Zamanın zenginleri tarafından kendi adlarına inşa edilmişlerdir. Bodrum Kalesi (Saint Petrum)
M.S. 15. yy.da Rodos Şövalyeleri tarafından St. Peter adına 99 yılda inşa edilmiştir. Halikarnassos'un ilk kurulduğu noktada Zephyrion adası üzerine kurulmuştur. Kale'nin yapımı sırasında Mausolos Anıt Mezarının taşları ve rölyefleri kale duvarlarında kullanılmıştır. Osmanlılar zamanında Kale içindeki kiliseye bir minare ilave edilerek bir cami haline getirilmiştir. Ayrıca bir de küçük Türk Hamamı inşa edilmiştir. 1595'te hapishane olarak kullanılan Kale bugün müze olarak düzenlenmiştir. Yaklaşık 30.000 m²'lik alana sahip olan kalede 5 kule vardır. Bunlar Fransız, İngiliz, İtalyan, Alman kuleleri ile Yılanlı Kule'dir. Camiler, Türbeler
Mustafa Paşa Cami: Kızılhisar'lı Mustafa Paşa, Bodrum'a tersane yaptırmak için geldiğinde bu camiyi yaptırmıştır (1723). Tepecik Cami: Mustafa Paşanın kahyası Hamam Ağa tarafından yaptırılmıştır. Adliye Cami: II. Abdulhamit'in gönderdiği ve halktan toplanan paralarla 1901 yılında yapılmıştır.
Şaldırşah Horasani Türbesi, Kubbeli Türbesi, Mustafa Paşa ve Kaptan-ı Derya Cafer Paşanın mezarlarının bulunduğunu Mustafa Paşa Türbesi, Koyunbaba Türbesi görülmeye değer yerlerdir. Eğlence Yerleri
Bodrum Ege kıyıları içinde yaşamının renkliliği ile tanınmış en önemli ilçemizdir. Günün her saatinde değişen canlılığı ve renkliliğin yanı sıra, gece yaşamının olanca çekiciliği Bodrum'un ana karakteridir. İskele Meydanından başlayıp Kumbahçe Mahallesinin sonuna kadar devam eden Cumhuriyet caddesinde yaz geceleri adım başı rastlanan meyhaneler diskotekler, tavernalar ve barlar her yaştan insanın eğlenmesine olanak tanır. Bodrum gecelerinin gizemli koyuluğu içinde, eski çağlardan kalmış bir tılsım gibi parıldayan kalenin manzarası, Bodrum akşamlarına ayrı bir güzellik katar. Cumhuriyet Caddesindeki barların yanı sıra Banka Sokak ve iç limanda da pek çok eğlence yeri bulunmaktadır. Taverna müziğinden caz müziğine kadar her türlü müziğin dinlenebileceği barlarda, Bodrum geceleri olanca çekiciliği ile yaşanır. Yat Turizmi
Yapım, bakım, onarım ve işletmeciliği kapsayan yat turizminin merkezi Bodrum'dur. İçmeler Tersanesinde ismi artık neredeyse Bodrum'la özdeşleşmiş gulet tipi tekne yapımı geleneği sürdürülmektedir. Tersane büyüklüğündeki tesiste de modern teknoloji ile 30 metre uzunluğundaki lüks yelkenli yatlar inşa edilebilmektedir.
Bodrum'da 275 yat kapasiteli marina bulunmaktadır. Ayrıca 12 çekek yerinde yatların bakım, onarım ve kışlama hizmeti verilmektedir. Bodrum yat yarışları, tamamıyla deneyimsiz insanların hatta bebeklerin bile katılabildiği belki de dünyadaki tek yat yarışıdır. Bodrum Cup, 15-30 m. uzunluğunda, lüks guletlerin yarıştığı en konforlu yarıştır. İsteyen yarışa aktif olarak katılmakta veya işi mürettebata bırakarak çevrenin tadını çıkarabilmektedir. Mavi Yolculuk
Bodrum'dan güneydoğuya doğru uzanan Gökova Körfezi, Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhat'ın keşfettiği bir deniz yolculuğu olarak, onların bu adı vermelerinden beri 'Mavi Yolculuk' diye anılır.
Bodrum'dan demir alan tekneler Gökova'ya doğru ilerlerken mavi ile yeşilinin ahengini berrak suların altındaki güzellikleri keşfederler. Bodrum'da yüzlerce yıldır süren tekne yapımı ve denizcilik turizm talebiyle artmış, yat turizmi Bodrum için en önemli gelir kaynağı olmuştur. Karaada, Kargacık Bükü, Pabuç Burnu, Kargı Adası, Alakışla ve Çökertme Mavi Yolculuk'ta görülen ilk yerlerdir. Küçük Çatı, Büyük Çatı, Yedi Adalar, Longöz, Değirmen Bükü, Karacasöğüt gibi denizi berrak ve ağaçlıklı koylar Mavi Yolculuğun önemli duraklarıdır. Doğal güzelliklerin yanı sıra Sedir Adası, Keramos Antik Kenti, Yedi Adalar gibi tarihsel mekanlarda ziyaret edilmektedir. Gruplar oluşturularak yapılan bu yolculuğa 7-10 gün ayırmak gerekmektedir. Plajlar
Güvercinlik : Bodrum'a 25 km. uzaklıkta, yeşil ve mavinin iç içe geçtiği harika güzelliğe sahip bir koydur. Güvercinlik bu doğal ve doyumsuz güzelliği yanında, karşısında bulunan Salih Adası ile de ilgi çekmektedir. Torba : Bodrum'a 5 km. uzaklıkta sakin bir köydür. Çam ve zeytin ağaçlarının yeşilliği ile pırıl pırıl bir denizin kaynaştığı şirin ve hareketli bir koy olan Torba'dan Didim, Milet ve Priene'ye tekne turları yapılmaktadır. Gölköy : Bodrum'un 13 km. kuzeyinde bulunan Gölköy, çam, mandalina ve palmiye ağaçlarının serin bir denizle birleştiği doğa harikası yörelerimizden biridir. Gündoğan : İnsan elinin az değdiği, güzelliğini en doğal biçimiyle hala korumakta olan Gündoğan Koyu, Bodrum'a 18 km. uzaklıkta olup mandalina bahçeleri ile ünlüdür. Yalıkavak : Bodrum'a 18 km. uzaklıkta bulunan köy, yarımadanın kuzeybatısındadır. Yel değirmenleri, denizi, balığı ve narenciyesi ile ünlü olan Yalıkavak'ın bir diğer özelliği de en ünlü süngercilerin buradan çıkmasıdır. Gümüşlük : Yarımadanın en eski yerleşim birimlerinden biridir. Bölgede Tavşan Adasını karaya bağlayan eski limanın kalıntılarını yer yer görebilmek mümkündür. Berrak denizi ve balığı ile ünlü olan Gümüşlük ayrıca flora yapısının zenginliği ile de dikkat çekicidir. Kadıkalesi : Berrak bir deniz ve narenciye bahçeleri ile çevrili olan Kadıkalesi, Bodrum'a 23 km. uzaklıkta olup adını Helenistik dönem mimarisinin örneklerinden olan kale kalıntısından almıştır. Turgutreis : Adını ünlü Türk denizcisi Amiral Turgut Reis'ten alan kasaba Bodrum'dan sonra yarımadanın en kalabalık yerleşim merkezidir. Gün batımının en güzel izlendiği yerlerden biri olan Turgut Reis mandalina bahçeleri ile ünlüdür. Akyarlar : Nefis bir kumsala ve pırıl pırıl bir denize sahip olan koy, Bodrum'a 13 km. uzaklıktadır. Antik adı Arhialla olan Akyarlar, sörf için son derece uygun koşullara sahip olması ile dikkat çekici olmaktadır. Bağla : Yarımadanın en güzel koy ve plajlarından birine sahip olan Bağla, kamp yapmaya oldukça elverişli olup Bodrum'a 14 km. uzaklıktadır. Aspat : Yöresel türkülerde adı geçen Aspat'ın eski adı Aspartos'tur. Bağla'dan sonra deniz kıyısında yükselen bölgede, Klasik Çağ'dan günümüze dek gelen çeşitli uygarlıkların kalıntıları görülebilmektedir. Ortakent : Mandalina bahçeleri ve ılık denizi ile ünlü olan Ortakent Bodrum'a 14 km. uzaklıkta olup Bodrum'daki köy yaşamını gözlemlemek için en uygun noktalardan biridir. Bitez : Bodrum'a 10 km. uzaklıkta bulunan Bitez, köyle deniz arasındaki araziyi kaplayan mandalina bahçeleri ile maviyle yeşilin birleştiği en güzel köşelerden biridir. Karaada : Bodrum'a yaklaşık 6 km. mesafede bulunan Karaada, şifalı sıcak suyu ile ünlüdür. Doğal bir mağaradan çıkan bu suyun ve mağaradaki çamurun çeşitli rahatsızlıklar üzerinde etkisi olduğu söylenmektedir. Ada Boğazı (Akvaryum) : Suyun berraklığı nedeniyle Akvaryum adıyla adlandırılmaktadır. İç adanın açıklarında 30 m'ye kadar derinliği olan deniz tabanı çıplak gözle görülebilmektedir. Geleneksel Bodrum Evleri
Geleneksel Bodrum mimarisinin ortak özellikleri, penceresiz giriş katları, ikinci katta kapıları, içeriye çekme merdiven ya da köprülerle girilmesidir. Yasayla koruma altına alınan bu evlerin, merkezde, Ortakent'te, Gümüşlük'ün üstünde Kocakaya köyünde yoğun olarak gözlemlenebilir. Buraya yerleşen sanatçı, edebiyatçı gibi şahsiyetlerin restore ederek Bodrum'a kazandırdıkları evler önemli çekim değeri yaratmaktadır. Müzeler
Bodrum Sualtı Arekoloji Müzesi
Bugün kendi türünde dünyanın en önemli ve büyük müzelerinden biridir. 1960'larda başlayan kazılar sonucu elde edilen eserler Bodrum Kale'si içinde yer alan bu müzede sergilenmektedir. Müzede, Doğu Akdeniz amphoraları koleksiyonunu, Bodrum yakınlarındaki batıkların üzerinde yapılan araştırmalar sonucu elde edilen bulgular burada sergilenmektedir. Belli başlı batıklar ise Yassıada, Şeytan Deresi, Serçe Limanı batıklarıdır. Dünyanın en eski batık gemi kalıntısı da görülmeye değer bir eserdir.
Bodrum Kalesi Tel: +90 252 3161095 Ziyaretçi Saatleri: 10:00-12:00 ile 14:00-18:00 Ziyaretçi Günleri: Pazartesi hariç her gün. Mausoleion Açık Hava Müzesi
Karya Kralı Mansolosiun mezarı olduğu için onun adıyla anılır. Karısı aynı zamanda kız kardeşi olan Kraliçe II Artemisia tarafından dönemin ünlü mimarlarına yaptırılmıştır. Büyük Anadolu depremiyle neredeyse tamamen yıkılan ve dünyanın 7 harikasından biri olarak anılan bu anıt mezarın yerinde bugün küçük bir müze bulunmaktadır. Günümüz kullanılan 'Mozele' sözcüğü kral Mausolos'un adından gelmektedir. Mausoleion'a ait taşların pek çoğu Bodrum Kale'sinin yapımında kullanılmış, röliyefli güzel parçaları ise XIX yy. yaptıkları kazı sırasında İngilizler tarafından British Museum'a götürülmüştür. Ne Yenir?
Yoğurttan yapılan Köpoğlu mezesi, kabak çiçeği dolması, bergamot reçeli, adaçayı yağı yöreye özgü yemeklerdir. Ne Alınır?
Bodrum'da el sanatları çok gelişmiştir Bodrum'da üretilen, deri giysiler, dokumalar, boncuk, gümüş takılar, iğne oyaları, dekoratif malzemeler daha pek çok şeyi İskele Meydanı'ndan Halikarnas Disko'ya kadar olan geniş cadde üzerindeki satış yerlerinde bulunabilir. Bodrum sandaletleri dünyaca tanınmaktadır.
Bodrum pazarları ayrı bir alış-veriş imkanı yaratmaktadır. Bodrum ve çevresinde haftanın altı günü iğneden ipliğe, sebze meyveden kuruyemişe kadar her türlü alışverişin yapıldığı pazarlar kurulur. Yüzde yüz el dokuması Milas kumaşları ile bunlardan yapılmış örtü ve perdeler, el boyaması batik işi giysi ve dekoratif dokumalar bu pazarlarda satılmaktadır. Bunları yapmadan dönmeyin
Bodrum Kalesi'ni ve Sualtı Müzesi'ni görmeden
Salı Pazarına gitmeden
Günlük motor gezilerine katılmadan
Kısa da olsa Mavi Yolculuk yapmadan
Antik Tiyatro'dan Bodrum'u seyretmeden
Bodrum Barlarına uğramadan
Gümüşlük'te balık yemeden
Bodrum usulü su böreği yemeden
Acı ot kavurması, kabak çiçeği dolması yemeden
Bodrum boncuğu, batik dokuması almadan
Bodrum'dan dönmeyin...
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Guletler öyle sanıldığı gibi hantal, hız yapmaktan yoksun, yelken takılamayan, motor gücüyle yol alan tekneler değil. Böyle olmadığını göstermek amacıyla belki, Bodrum’da her yıl Ekim ayınının üçüncü Pazar günü yelkenli ahşap yat yarışları yapılıyor. Bodrum Regatası’na katılan yüzlerce Bodrum guleti yelken açıp yarışıyorlar.
Bodrum Kupası ERA Bodrum Yelken Kulübü organizasyonunda düzenleniyor. Bodrum Kupası Türk yat turizminin geldiği noktayı en iyi şekilde yansıtan bir organizasyon olmanın yanı sıra charter filosundaki kaptanlar ve mürettebatın yelken bilgilerini ve yeteneklerini geliştirdiği bir yelken okulu aynı zamanda.
Yelken kullanımının yaygınlaştırılması ile yat charter sezonunun uzatılmasını sağlayan bu etkinliğin ilgi görmesini sağlayan diğer bir özelliği de yatların müşterileri ile birlikte yarışa katılabilmeleri.
Yüze yakın yerli ve yabancı bayraklı yatın yer aldığı, on ayrı kategoride beş etap olarak gerçekleşen yarışlarda yatlar geceleri mavi yolculuğun en önemli limanlarında konaklıyorlar.
Yarışmanın heyecanına ek olarak, her günün sonunda yatlar yan yana demirlediğinde tüm katılımcılar şarkılar söyleyip, gün batımlarında kadehlerini yeni dostluklara kaldırıyorlar.
Bodrum'un devasa ahşap yat filosunun yelkenleri ile dolan ufuk çizgisi, hayat boyu unutulamayacak bir görüntü oluşturuyor.
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Bodrum, tarihten bugüne denizcilikte hep ön sıralarda olmuş.
Belki bu nedenle, Türkiye’nin tek önemli su altı ve batık müzesi Bodrum’da, kalede yer alıyor.
Müzenin en önemli parçası ise bir batık ahşap tekne. Batık bir ticaret gemisine ait. Temsili maket, batığın yüküne de yer vermiş.
Bu topraklar, ünlü kaptanlar yetiştirmiş. Karyandalı (Gündoğan) kaptan Skylax, tarihçi Heredot’a göre Pers donanmasına uzun yıllar kaptanlık etmiş. Yunanlılara karşı nice zaferler kazanmış. Akdenizle yetinmemiş Hint okyanusuna kadar ulaşmış. Akdeniz ve diğer denizler üzerine notları diğer denizcilere ışık tutmuş. Bu notlarla "Skylax’ın Sınırları" adı altında dünyada bilinen ilk navigasyon kitabı oluşturulmuş. Büyük İskender bu notlar ışığında yönetmiş donanmasını.
Sonra Turgut Reis çıkmış. Bodrum’un Karatoprak köyünde(bugünkü Turgut reis) çobanlıktan Osmanlı donanmasının kaptanlığına kadar yükselmiş.
Yarımadanın hemen her koyu, Bodrum’lu ustaların el emeği göz nuru ahşap tekne yapım yeri olarak tersanelere ev sahipliği yapmış. İçmeler, Çiftlik, Tavşan Burnu, Gündoğan, hatta Gümüşlük ve Yalıkavak sayılabilir bu yerler arasında. Bir bölümünde., mesela İçmeler’de tersaneler bugün de faaliyette.
Bodrum’un ilk sahiplerinden Karyalıların tirhandil teknelerinden evrilerek bugüne gelen guletler, bugün hem Türkiye ve hem de dünya denizlerinde boy gösteriyor.
Guletler önceleri balık ve sünger avcılığında kullanılıyordu. Korsan gemilerine karşı hızlı, manevra yeteneklerinin üstün olması nedeniyle Antillerde de boy gösterdiler. Gulet tipi tekneler seyir yaptıkları denizlere göre de farklılaştı. Karadenizde daha çok yük taşımacılığında kullanılmak üzere küpeşteleri yükseltildi. Bodrum guletleri sünger ve balık avcılığında kullanıldığı için küpeşteleri suya yakındı.
Ekonomi değişti, turizm ön plana çıktı, dünyanın en güzel koylarında dünyanın en güzel ahşap tekneleri turist taşımaya başladı.
Turizm geliştikçe guletler de gelişti, boyları büyüdü. Konforları arttı. Her kamaraya banyo tuvalet kondu. Klimalı, minibarlı, geniş yataklı kamaralar yapıldı
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Parkur -1) Pedasa (Gökçeler Kalesi)Parkur -2) Leleg Evleri + PedasaParkur -3) Pedesa + Gebe Kilisesi Parkur -4) Sandima + Partipanaz KayasıParkur -5) Geris Kanamaşa Sırtları Sandıma Parkur -6) TermeraParkur -7) Girel ve Ören Kaleleri (Antik Side)Parkur -8) Gidel AvlusuGecelemeli ParkurlarParkur -1) Antik Kral Yolu YürüyüşüÖnerilen Başka Yürüyüş Parkurları
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...
Türkiye tur rehberi, Avşa Adası, Kerpe, Kandıra, Şile, Ağva, Kefken, Alanya, Didim, Batı karadeniz gezisi, gezi, tatil, konaklama, safranbolu, bartın,Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkası, Uzunkum, Kapuz, Gezi, Otel ve Tur Rehberi, Türkiye'nin Tatil Beldeleri, Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır...